
Sürdürülebilirlik Çalışanla Başlar: Sürdürülebilir İnsan Yönetimi Olmadan Gerçek Sürdürülebilirlik Mümkün mü?
Sürdürülebilir şekilde yönetilmeyen, tükenmişlik, değersizlik ve bastırılmışlık hissi yaşayan çalışanlarla mı sürdürülebilirlik hedeflerinize ulaşacaksınız?
İş dünyasının son yıllardaki en popüler kavramı: sürdürülebilirlik.
Küçük büyük birçok şirket bu kelimeyi strateji belgelerine, yıllık raporlarına ve vizyon sunumlarına yerleştiriyor. Anlı şanlı CEO’lar ve şirket sahipleri, konuşmalarında bu kavramı daha sık kullanmak için adeta yarışıyorlar. Karbon ayak izi, çevresel etki, ESG raporları, yeşil dönüşüm… Hepsi önemli.
Ancak bu konuşmaların arasında çok daha temel bir başlık çoğu zaman eksik kalıyor:
Sürdürülebilir insan yönetimi.
Sürdürülebilirlik: Sadece Çevre mi?
Sürdürülebilirlik yalnızca çevresel etkiyi azaltmak değildir.
Sürdürülebilirlik; ekonomik, çevresel ve sosyal boyutları olan bütüncül bir kavramdır.
Ve sosyal boyutun merkezinde insan vardır.
Bir şirket, çalışanlarını sistematik biçimde yıpratıyorsa;
Tükenmişlik üretip bunu “yüksek performans kültürü” olarak adlandırıyorsa;
Adaletsizliği normalleştiriyorsa;
Uzun mesaileri fedakârlık olarak romantize ediyorsa;
Orada sürdürülebilirlikten söz etmek mümkün değildir.
Sürdürülebilir İnsan Yönetimi Nedir?
Sürdürülebilir insan yönetimi; çalışanı bir maliyet kalemi değil, uzun vadeli değer ortağı olarak görmektir.
Bu yaklaşımın somut karşılıkları vardır:
1. İnsanca Geçinilecek Ücret
Çalışanların insanca geçinebilecekleri bir ücret alması temel şarttır.
Geçim kaygısı yaşayan bir çalışandan uzun vadeli bağlılık ve yüksek motivasyon beklemek gerçekçi değildir.
Ekonomik güvencesi olmayan bir insanın zihni sürekli hayatta kalma modundadır. Bu durum, yaratıcılığı ve gelişim kapasitesini sınırlar.
2. Mobbing ve Zorbalığa Sıfır Tolerans
Sürdürülebilir insan yönetimi; mobbinge, yönetici zorbalığına ve karşılığı ödenmeyen mesailere izin vermemektir.
Korku kültürü kısa vadede sonuç alabilir. Ancak uzun vadede kurumun itibarını, çalışan sağlığını ve kurumsal hafızayı zedeler.
Sürdürülebilirlik, güven temelli bir kültür gerektirir.
3. Gelişime Yatırım
Çalışanların bilgi ve becerilerinin güncellenerek gelişimlerinin sürmesi için eğitime yatırım yapılması sürdürülebilirliğin vazgeçilmez unsurudur.
Değişen dünyada öğrenmeyen kurumlar geride kalır.
Öğrenmeyen çalışanlar ise motivasyon kaybeder.
Gelişim fırsatı sunmayan şirketler, yetenekli çalışanlarını kaybetmeye mahkûmdur.
4. İnsan Merkezli Mesai Planlaması
Fazla mesai planlarının yapılırken çalışanların da bir sosyal yaşamı ve ailesi olduğu unutulmamalıdır.
Sürekli mesai, sürekli kriz, sürekli “acil” kültürü sürdürülebilir değildir.
İnsan makine değildir.
Dinlenmeyen insan, verimli de değildir.
5. Psikososyal Güvence
Adalet, şeffaflık ve netlik sürdürülebilir insan yönetiminin temelidir.
İş yerindeki stres kaynaklarının kurutulması, psikososyal güvenliğin sağlanması gerekir.
Belirsizlik güvensizlik üretir.
Güvensizlik stres doğurur.
Stres ise tükenmişliği tetikler.
6. İş–Yaşam Dengesi
Çalışanların iş–yaşam dengesi gözetilmelidir.
Hayatı yalnızca işten ibaret hale gelen bir çalışan, uzun vadede üretkenliğini kaybeder. Dengeli bir yaşam sürdüren çalışan ise enerjisini korur.
7. Nitelikli İş Yeri Deneyimi
Sürdürülebilir insan yönetimi; çalışanlara iş yerinde eğlenceli, geliştirici ve iletişimi güçlendirici bir deneyim yaşatmayı içerir.
İnsanlar yalnızca maaş için değil; anlam, değer ve aidiyet için çalışır.
Bunları Yapmazsanız Ne Olur?
Çalışanı o iş yerinde istekli bir şekilde çalıştıramazsınız.
Öğrenerek ve gelişerek ilerlemesini sağlayamazsınız.
Yaptığı işe inanmasını ve severek çalışmasını bekleyemezsiniz.
Tükenmiş bir çalışan;
– Yenilik üretmez.
– Risk almaz.
– Katkı sunmaz.
Sadece minimumu yapar.
Ve bir gün gider.
Sevgili Şirketler ve Kudretli Yöneticiler
Sürdürülebilirlik yolundaki ilk dersiniz; sürdürülebilir insan yönetimini uygulayan bir şirkete dönüşmektir.
Karbon nötr hedefleriniz olabilir.
Yeşil enerji yatırımlarınız olabilir.
Uluslararası sertifikalarınız olabilir.
Ama çalışanınız tükenmişse, sürdürülebilir değilsiniz.
Sürdürülebilir bir iş yeri olacaksanız, bunu çalışanlarınızla başaracaksınız. O yüzden sürdürülebilirliğe önce çalışanlarınızın inanması gerekir.
Çalışanınız “Bu şirket beni önemsiyor” diyemiyorsa, sürdürülebilirlik bir pazarlama söyleminden öteye geçemez.
Son Soru
Peki sizin şirketiniz, sürdürülebilir insan yönetimine gerçekten önem veriyor mu?
Sürdürülebilirlik stratejinizin merkezinde insan var mı?
Yoksa yalnızca raporlarınızda mı var?
Yorumlarınızı paylaşmanızı bekliyorum.