
Özel sektörde geçmiş yoktur.
Bunu baştan kabul edelim.
Şimdi ve gelecek vardır.
Özel sektörde kariyer dediğiniz şey, bir defa kurulup sonra otomatik olarak ilerleyen bir yapı değildir. Tam tersine, her sabah yeniden başlayan bir süreçtir. Dün ne yaptığınızın, geçen sene ne başardığınızın, hatta önceki şirkette ne kadar başarılı olduğunuzun bugün çok sınırlı bir karşılığı vardır. Özel sektörde kariyeriniz, her gün yeniden başlar.
Birçok insan bu gerçeği kabullenmek istemez. “Ben çok çalıştım”, “Şirkete çok şey kattım”, “Şu projeyi ben yaptım”, “Şu sistemi ben kurdum” gibi cümleler iş hayatında çok sık duyulur. Peki ama şu basit soruyu sormak gerekir:
Bunun parasını aldın mı?
Aldın.
Özel sektörde kural budur. Geçmişte yaptıklarınızın bedeli ödendiyse, o dosya kapanmıştır. Kimse size “geçmiş hizmetleriniz” için ömür boyu dokunulmazlık vermez. Bu kamu mantığı değildir. Özel sektör, bugünkü katkıya ve yarın yaratılacak değere bakar.
Bu durum serttir ama nettir.
Özel Sektörde Kariyer Günlük Bir Sözleşmedir
Özel sektörde çalışmak, görünmez bir günlük sözleşme gibidir. Her gün işe gittiğinizde, aslında şu soruya yeniden cevap verirsiniz:
“Bugün burada olmamın gerekçesi ne?”
Bu gerekçe; pozisyonunuz, ünvanınız ya da kıdeminiz değildir. Bu gerekçe, yarattığınız değerdir. Şirketler sizi geçmiş başarılarınızdan dolayı değil, bugün ve yarın yaratabileceğiniz katkı nedeniyle tutarlar.
Bu yüzden özel sektörde kariyer lineer değildir. Güzel gidiyor gibi görünen bir kariyer, bir anda durabilir. Çok iyi bir pozisyonda çalışan biri, birkaç ay içinde tamamen sistemin dışına itilebilir. Bunun nedeni çoğu zaman “kötü olmak” değildir; ihtiyaçların değişmesidir.
Şirketlerin hafızası yoktur. Şirketlerin duygusu yoktur. Şirketler, ekonomik ve stratejik reflekslerle hareket eder. Bugün sizin becerinize ihtiyaç vardır, yarın yoktur. Bu kadar basit.
Risk Özel Sektörün Doğasında Vardır
Özel sektörde risk vardır.
Ve bu risk kalıcıdır.
Ne kadar iyi olursanız olun, ne kadar çalışırsanız çalışın, ne kadar sadık olursanız olun; sizi her an kapının önüne koyabilirler. Bu bir tehdit değildir, bu sistemin doğasıdır. Çünkü özel sektör belirsizlikle yaşar. Pazar değişir, teknoloji değişir, müşteri davranışı değişir, sermaye yön değiştirir.
Bu yüzden özel sektörde “garanti” diye bir şey yoktur. Kariyer güvenliği diye anlatılan şey, çoğu zaman bir illüzyondur. Asıl güvenlik, çalıştığınız şirketten değil, kendinizden gelir. Sahip olduğunuz becerilerden, çevrenizden, zihinsel esnekliğinizden ve yeni koşullara uyum sağlama kapasitenizden gelir.
Özel sektörde ayakta kalanlar, bu riski inkâr edenler değil; bu riski kabul edenlerdir.
Dün Değil, Bugün Konuşur
Özel sektörde dün konuşmaz.
Bugün konuşur.
Dün iyi olmanız, bugün vasat olmanızı tolere ettirmez. Dün çok çalışmış olmanız, bugün katkı sunmamanızı meşrulaştırmaz. Dün şirkete kazandırdıklarınız, bugün şirkete yük olmanızı telafi etmez.
Bu durum insana haksızlık gibi gelir. Ama sistemin mantığı budur. Özel sektör, geçmişe değil performansa bakar. Performans ise anlıktır, günceldir ve süreklilik ister.
Bu yüzden özel sektörde kariyer, bir “biriktirme” işi değil; bir “sürdürme” işidir. Sürekli öğrenmek, kendini güncellemek, değer üretmeye devam etmek zorundasınız. Aksi hâlde sistem sizi dışarı iter.
Gerçekçilik Kurtarır
Bu tabloyu karamsar okumak zorunda değiliz. Tam tersine, bu gerçekçilik insana büyük bir özgürlük de verir. Çünkü özel sektörde kimse size “geçmişin esiri” olarak bakmaz. Dün başarısız olmanız, bugün başarılı olamayacağınız anlamına gelmez. Dün düşmüş olmanız, bugün kalkamayacağınız anlamına gelmez.
Özel sektörde her gün yeniden başlamak zorlayıcıdır ama adildir. Kim olduğunuzdan çok, bugün ne sunduğunuza bakılır. Bu da sürekli gelişimi, canlılığı ve hareketi zorunlu kılar.
Sonuç olarak şunu net söylemek gerekir:
Özel sektörde kariyer, bir maraton değil; her gün yeniden koşulan kısa mesafeli bir yarış gibidir. Dün biten yarışın madalyası bugün işe yaramaz. Bugün koşmazsanız, yarın zaten oyunun dışındasınızdır.
Gerçek budur.
Ve bu gerçeği kabul edenler, oyunu daha doğru oynar.