Platon’a Göre Seçimlerimiz, Davranışlarımız ve Gerçek Erdem

İnsanın bu hayatta ihtiyaç duyduğu en temel bilgi, neyi bildiği ya da neye sahip olduğu değil; seçim ve davranışlarının kim tarafından yönetildiğini fark edebilmesidir. Çünkü insan çoğu zaman kendi hayatının direksiyonunda olduğunu zanneder, ama aslında aracı süren çoğu kez kendisi değildir.

Bu meseleyi insanlık tarihinin en güçlü metaforlarından biriyle anlatan filozof Platon, insan ruhunu iki at tarafından çekilen bir savaş arabasına benzetir. Bu benzetme, sadece felsefi bir soyutlama değil; insanın gündelik hayatında yaşadığı iç çatışmaların son derece berrak bir tarifidir.

Savaş Arabası ve Üç Güç

Platon’a göre bu savaş arabasının bir sürücüsü ve iki atı vardır.
Sürücü Nous, yani akıldır. Akıl; ölçen, tartan, uzun vadeyi görebilen, sonuçları düşünebilen ve yön tayin eden güçtür. Arabayı nereye süreceğine karar verme yetkisi teorik olarak ona aittir.

Ancak arabayı çeken iki at vardır ve bu atlar aynı yöne gitmek istemez.

Beyaz at, Platon’un Thumos dediği irade, gurur ve başarı arzusudur.
Bu at, insanın gayretini, cesaretini, mücadele isteğini, ün kazanma ve tanınma arzusunu simgeler. Zorluklara göğüs geren, risk almaktan çekinmeyen, “bir şey olmak” isteyen yanımızdır. Beyaz at olmadan insan harekete geçemez; hayatta iz bırakamaz.

Siyah at ise Epithumiadır.
Bu at, bedensel hazlara olan düşkünlüğü temsil eder: yemek, cinsellik, keyif, konfor, tembellik, kısa vadeli tatminler… Siyah at, insana “şimdi”yi fısıldar. Yorulmamak, acıdan kaçmak, zahmete girmemek ister.

Sorun şudur:
Bu iki at da güçlüdür ve ikisi de arabayı kendi istediği yöne çekmek ister.

Erdem: Atları Yok Etmek Değil, Yönetmek

Platon’un ahlak anlayışını yanlış anlamamak gerekir. Erdem, siyah atı öldürmek ya da beyaz atı serbest bırakmak değildir. Çünkü her iki at da insanın doğasının parçasıdır.

Platon’a göre erdemli ve onurlu yaşam (Andreia), bu iki gücü de aklın denetiminde tutabilmektir. Ne tutkuların kölesi olmak ne de kör bir hırsla kendini tüketmek…

Beyaz at tamamen serbest bırakıldığında insan tükenir;
siyah at direksiyona geçtiğinde ise insan savrulur.

Erdem, aklın her iki gücü de tanıması, sınırlarını bilmesi ve hayat arabasını ustalıkla sürmesidir.

Arete: Hayat Sürme Ustalığı

Platon’un kullandığı bir diğer önemli kavram Arete’dir.
Arete, genellikle “erdem” olarak çevrilir ama aslında daha derin bir anlamı vardır: ustalık.

Bir marangozun ustalığı ağacı tanımasıysa,
bir insanın ustalığı da kendini tanımasıdır.

Hayat düz bir yol değildir.
İnişler, çıkışlar, keskin virajlar, beklenmedik dönemeçler vardır. İşte Arete, bu yollarda arabayı devirmeden sürebilme becerisidir. Ne korkuyla frene basmak ne de hırsla gazı köklemek…

Bu ustalık, kitaplardan öğrenilmez.
Ancak insanın kendi içindeki beyaz ve siyah atı tanımasıyla mümkündür.

Mutluluk: Kontrolün Akılda Olduğu Bir Yaşam

Platon’a göre ideal varoluş ve gerçek mutluluk, yani Eudaimonia, dış koşullarla değil; iç düzenle ilgilidir.
Mutluluk, hazların peşinden koşmak değildir.
Mutluluk, tutkuları bastırmak da değildir.

Gerçek mutluluk, aklın tutkulara ve korkulara hükmettiği bir yaşamda ortaya çıkar.

İnsan ne zaman ki şunu sorar:

“Bu kararı şu an kim alıyor?
Akıl mı, hırs mı, haz mı?”

işte o zaman kendi hayatının direksiyonuna geçmeye başlar.

Günlük Hayatta Platon’un Arabası

Bu metafor sadece felsefe kitaplarında kalmaz.
İş hayatında, ilişkilerde, para harcarken, kariyer planlarken her gün karşımıza çıkar.

– Bu işi gerçekten aklımla mı istiyorum, yoksa sadece tanınma hırsıyla mı?
– Bu tercihi uzun vadeli düşündüğüm için mi yapıyorum, yoksa anlık rahatlık için mi?
– Yorulduğum için mi vazgeçiyorum, yoksa gerçekten yön mü değiştirmeliyim?

Bu soruları sorabilen insan, Arete yoluna girmiştir.

Sonuç: Direksiyon Kimde?

Platon’un bize hatırlattığı temel gerçek şudur:
Hayat arabası her zaman hareket hâlindedir. Duran bir araba yoktur. Soru, kimin sürdüğüdür.

Akıl direksiyondaysa insan büyür.
Atlar direksiyondaysa insan savrulur.

Ve insanın bu hayatta edinebileceği en büyük ustalık,
kendi içindeki güçleri tanıyıp
onları aklın rehberliğinde aynı yolda ilerletebilmektir.

Çünkü gerçek erdem,
gerçek mutluluk
ve gerçek özgürlük
ancak orada başlar.

About The Author