
Adama Göre Değil, İlkeye Göre: Şirketleri Yaşatan Şey Nedir?
Adamına göre yani ad hominem davrananlar, o adamlarla; duruma göre yani ad hoc davrananlar ise o durumlarla yok olur.
Bu cümle, iş hayatında kurumsallığın en sade ama en güçlü özetlerinden biridir.
Bugün birçok şirket büyüyor, para kazanıyor, yatırımlar yapıyor. Ama çok azı kalıcı oluyor. Çok azı ikinci ve üçüncü kuşağa sağlıklı şekilde devredilebiliyor.
Peki neden?
Çünkü birçok şirket, insanlara ve koşullara göre şekillenen yönetim anlayışlarıyla yol alıyor. Oysa kalıcı olan şirketler, ilkelere göre yönetilen şirketlerdir.
Adama Göre Yönetim: Kurumsallığın Sessiz Düşmanı
Adamına göre davranmak, yani iş yerindeki kural ve prosedürleri kişilere göre eğip bükmek; çoğu zaman “pragmatik” ya da “esnek” olmak gibi sunulur.
Oysa bu, açık bir yönetim zaafıdır.
- Aynı işi yapan iki kişiye farklı muamele
- Aynı hataya farklı cezalar
- Aynı başarıya farklı ödüller
Bu durum çalışanlara şu mesajı verir:
“Kurallar yok, kişiler var.”
Bu mesajın olduğu yerde:
- güven olmaz
- adalet olmaz
- bağlılık olmaz
Çünkü insanlar kurallara değil, keyfiyete tabi olduklarını hissederler.
Takım Ruhunun Çöküşü
Adama göre yönetim, yalnızca adaleti değil; takım ruhunu da yok eder.
Çalışanlar şunu düşünmeye başlar:
- “Kime yakınsan o kadar değerlisin.”
- “Performans değil, ilişki belirleyici.”
- “Doğru olmak değil, doğru kişiye yakın olmak önemli.”
Bu noktada organizasyon, bir ekip olmaktan çıkar; ilişki ağlarına bölünmüş bir yapıya dönüşür.
Ve bu yapı sürdürülebilir değildir.
Duruma Göre Yönetim: Konjonktürün Esiri Olmak
Bir diğer yaygın hata ise duruma göre yani ad hoc yönetim anlayışıdır.
Bu yaklaşımda:
- uzun vadeli ilke ve stratejiler yoktur
- kararlar tamamen anlık koşullara göre alınır
- yön sürekli değişir
Ekonomi değişir, karar değişir.
Piyasa değişir, strateji değişir.
Yönetici değişir, yaklaşım değişir.
Bu durum organizasyonu savurur.
Konjonktürel Olmanın Bedeli
Duruma göre hareket eden şirketler, kısa vadede ayakta kalabilir. Ancak uzun vadede yönlerini kaybederler.
Çünkü:
- vizyon yoktur
- tutarlılık yoktur
- öngörülebilirlik yoktur
Bu tür organizasyonlar, konjonktür değiştiğinde yönsüz kalır.
Ve çoğu zaman ortadan kaybolurlar.
Evrensel Olan Nedir?
Peki kalıcı olan nedir?
Kalıcı olan; kişilere ve koşullara göre değişmeyen evrensel ilkelerdir.
- Etik
- Dürüstlük
- Değer odaklılık
- Kalite
Bu ilkeler, zamanın ve şartların ötesindedir.
Zaman Üstü Prensipler
Eğer bir şirket gerçekten uzun ömürlü olmak istiyorsa, şu prensiplere sadık kalmak zorundadır:
- Akıl → Rasyonel karar alma
- Ahlak → Doğru olanı yapma
- Adalet → Herkese eşit yaklaşma
- Güven → Tutarlılık ve şeffaflık
- Cömertlik → Paylaşma ve katkı
Bu prensipler değişmez.
Koşullar değişir, insanlar değişir, teknoloji değişir…
Ama bu prensipler değişmez.
Gerçek Miras Nedir?
Birçok şirket sahibi şu soruya odaklanır:
“Benden sonrakilere ne bırakacağım?”
Çoğu zaman cevap şudur:
- binalar
- tesisler
- banka hesapları
- iş ilişkileri
Ama gerçek miras bunlar değildir.
Gerçek miras şudur:
İlkeler.
Eğer bir şirketin arkasında herkesin saygıyla eğildiği ilkeler yoksa, o şirketin maddi varlıkları uzun süre ayakta kalamaz.
Evrenin Yasaları
Hayatın, işin ve insan ilişkilerinin bazı değişmez yasaları vardır.
Bu yasalar:
- zamanın ötesindedir
- koşulların ötesindedir
- kişilerin ötesindedir
Bu yasaları görmezden gelerek başarılı olabileceğinizi düşünebilirsiniz.
Ama bu yalnızca geçici bir başarıdır.
Uzun Ömürlü Olmak
Gerçek anlamda uzun ömürlü olmak isteyenler:
- günü değil, geleceği düşünür
- kişiyi değil, sistemi kurar
- durumu değil, ilkeyi esas alır
Bu bakış açısına sahip olan şirketler, kendi zamanlarının ötesine geçer.
Sonuç
Sevgili yöneticiler ve şirket sahipleri;
Adama göre yönetim sizi kişilere bağlar.
Duruma göre yönetim sizi koşullara bağlar.
Ama ilkelere göre yönetim sizi zamanın ötesine taşır.
Son Söz
Unutmayın:
Adamına göre davrananlar, o adamlarla yok olur.
Duruma göre davrananlar, o durumlarla yok olur.
Ama ilkelere göre yaşayanlar, kalıcı olur.
Çünkü kalıcı olan, insan değil; değerdir.