Firma Siz Değilsiniz: Kurumsallaşmanın Unutulan Temeli “Firmanın Şahsiyeti”

Kendilerini çalıştıkları firmanın değerlerinden ve kurallarından, yani firmanın şahsiyetinden yukarıda gören firma sahipleri ve yöneticiler; iş hayatında bugüne kadar dile getirdiğimiz birçok yanlışın temel kaynağıdır.

Bu cümle serttir. Ama gerçektir.

Bugün kurumsallaşma, çoğu şirkette yanlış anlaşılan, içi boşaltılmış ve vitrine indirgenmiş bir kavram hâline gelmiştir. Oysa kurumsallaşma; tabelayla, plaza katlarıyla, organizasyon şemalarıyla ya da ithal yönetim modelleriyle başlamaz.

Kurumsallaşma, her şeyden önce şu idrakle başlar:

Firma, sizden büyüktür.

Firmaların da Bir Şahsiyeti Vardır

Evet, yanlış duymadınız.

Firmaların yalnızca bilançosu, üretim hattı ya da çalışan sayısı yoktur. Firmaların:

  • kültürü vardır
  • tarihi vardır
  • değerleri vardır
  • hikâyesi vardır
  • ve en önemlisi, bir şahsiyeti vardır

Bir firma, yıllar içinde alınan kararların, yaşanan krizlerin, kurulan ilişkilerin ve verilen mücadelelerin toplamıdır.

Yani firma, yalnızca bir ekonomik varlık değil; aynı zamanda yaşayan bir organizmadır.

Kurumsallaşma Nerede Başlar?

Kurumsallaşma; bir firma sahibinin ya da üst yönetimin şu gerçeği kabul etmesiyle başlar:

“Bu firma, benim uzantım değil; benden bağımsız bir varlıktır.”

Bu kabul, zihinsel bir kırılma noktasıdır.

Bu noktaya gelen bir lider:

  • firmanın değerlerine saygı duyar
  • firmanın kurallarını kendisi de uygular
  • firmanın kültürünü korur ve geliştirir
  • firmanın paydaşlarını önemser

Kendini firmanın sahibi olarak değil, emanetçisi olarak görür.

Türkiye’de Aile Şirketlerinin Açmazı

Türkiye’deki aile işletmelerinin önemli bir kısmında şu yaklaşım hâkimdir:

“Firma benim.”

Bu yaklaşım, tarihte de tanıdık bir ifadedir:

Louis XIV şöyle demişti:
“L’État c’est moi” — “Devlet benim.”

Bugün birçok patronun zihniyeti de bundan çok farklı değil:

“Firma benim.”
“Ben ne dersem o olur.”
“Kurallar bana işlemez.”

Bu yaklaşımın sonucu nedir?

  • Tüm kararlar tek kişide toplanır
  • Kurallar keyfi hâle gelir
  • Organizasyon bağımlı bir yapıya dönüşür

Ve en kritik nokta:

Firma, bir kişinin ömrüne bağlanır.

İkinci Kuşağı Göremeyen Şirketler

Türkiye’de ikinci kuşağı göremeyen aile şirketlerinin temel problemi tam olarak budur.

Firma, bir insanla özdeşleşmiştir.

O insan:

  • çekildiğinde
  • zayıfladığında
  • ya da hayatını kaybettiğinde

firma da çöker.

Çünkü ortada kurumsal bir yapı yoktur.
Sadece bir kişinin iradesi vardır.

Hukuki Kişilik Yetmez

Türk Ticaret Kanunu’na göre firmaların tüzel kişiliği vardır.

Ama bu, yeterli değildir.

Bir firmanın:

  • idari yapısı olabilir
  • mali yapısı olabilir

Ama kültürel bir kişiliği yoksa, o firma kurumsal değildir.

Eğer firma:

  • en tepedeki kişinin keyfiyle yönetiliyorsa
  • kurallar kişiye göre değişiyorsa
  • değerler yalnızca duvarda yazıyorsa

orada kurumsallaşmadan söz edilemez.

Kurumsallaşmanın En Büyük Yanılgısı

Bugün birçok firma kurumsallaşmayı şu şekilde anlıyor:

  • Şık ofisler
  • Büyük binalar
  • “Profesyonel” yöneticiler
  • Büyük şirketlerden kopyalanmış süreçler

Ama bunların hiçbiri tek başına kurumsallaşma değildir.

Hatta çoğu zaman şunu üretir:

Göstermelik bir yapı.

İçi boş, dışı süslü.

Gerçek Kurumsallaşma Nedir?

Gerçek kurumsallaşma, firmanın değerlerinin sistem hâline gelmesidir.

  • Yazılı hale gelmesi
  • uygulanması
  • korunması
  • ve gelecek nesillere aktarılması

Kurumsallaşma, bir kültür inşasıdır.

Ve bu kültür, yukarıdan başlar.

Liderin Rolü: Örnek Olmak

Bir firma sahibi ya da üst yönetici:

“Bu kurallar herkes için geçerli.” diyorsa,
ilk önce kendisi uymalıdır.

Çünkü çalışanlar şunu çok iyi bilir:

Söylenen değil, yapılan geçerlidir.

Eğer lider:

  • kuralları ihlal ediyorsa
  • değerleri esnetiyorsa
  • keyfi davranıyorsa

organizasyon da aynısını yapar.

Tarihten Bir Ders

Mustafa Kemal Atatürk kurumsallığı şu sözle özetlemiştir:

“Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır. Ama Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.”

Bu sözün anlamı şudur:

Kurum, kişiden büyüktür.

Eğer bir yapı, bir kişinin varlığına bağlıysa; o yapı kurumsal değildir.

Şahsiyet İnşası

Bir firmanın şahsiyeti nasıl oluşur?

  • Kurucu değerlerle
  • alınan kararlarla
  • krizlerde gösterilen duruşla
  • çalışanlara verilen değerle
  • müşterilere sunulan etik yaklaşım ile

Bu unsurlar zamanla bir karakter oluşturur.

Ve bu karakter korunmadığı zaman, firma kimliğini kaybeder.

Kurumsallaşmanın Şartı

Eğer firmanızın sizden sonra da yaşamasını istiyorsanız:

Şunu kabul etmek zorundasınız:

Firmanızın şahsiyeti, sizin şahsiyetinizden büyüktür.

Bu kabul olmadan:

  • süreçler işe yaramaz
  • sistemler işlemez
  • yöneticiler kalıcı olmaz

Değerleri İskelete Dönüştürmek

Kurumsallaşma, değerlerin slogan olmaktan çıkıp sistem hâline gelmesidir.

  • işe alımda
  • performans yönetiminde
  • karar alma süreçlerinde
  • kriz yönetiminde

değerler belirleyici olmalıdır.

Ancak bu şekilde firma:

  • tutarlı olur
  • güvenilir olur
  • sürdürülebilir olur

Sonuç

Sevgili aile şirketleri ve değerli yöneticiler;

Kurumsallaşma, dışarıdan alınan bir model değildir.
İçeriden inşa edilen bir karakterdir.

Firmanızı yaşatmak istiyorsanız:

  • onu kendinizden ayırın
  • ona bir şahsiyet kazandırın
  • o şahsiyete saygı duyun

Aksi hâlde kurumsallaşma adı altında yapılan her şey, işleri karıştırmaktan öteye gitmez.

Davet

Eğer siz de firmanızın değerlerini gerçek bir kurumsal iskelete dönüştürmek, onu insan ömrünü aşan bir yapıya kavuşturmak istiyorsanız;

bilgi@arthaconsult.com adresinden bize yazabilirsiniz. Gelin, bu dönüşümü birlikte inşa edelim.

Çünkü gerçek kurumsallaşma, ancak şahsiyetle başlar.

About The Author