
Şirketler İnsanlarını Nasıl Kaybeder?
Türkiye’de şirketler çoğu zaman “başarılı yöneticileri” marifetiyle çalışan kaybetme sanatında birbirleriyle yarışırlar.
İş dünyasında sıkça konuşulan konular arasında yetenek yönetimi, çalışan bağlılığı, kurum kültürü ve işveren markası vardır. Ancak pratikte birçok şirketin, farkında olmadan çalışanlarını sistemli biçimde kaybettiğini görürüz. İlginç olan şu ki, bu kayıp çoğu zaman bir anda gerçekleşmez. Çalışanlar genellikle bir gün ansızın istifa etmezler. Onları kaybetme süreci çok daha önce başlar.
Bir çalışan bir şirkete sadece bedeniyle katılmaz. İnsan, üç boyutlu bir varlık olarak bir kuruma dahil olur: fiziksel, duygusal ve zihinsel. Şirketler çoğu zaman bu üç boyutu birlikte yönetmeyi başaramadıkları için çalışanlarını kaybederler.
Çalışanın Üç Boyutlu Varlığı
Bir çalışan, öncelikle fiziksel varlığı ve fiziksel emeği ile şirkette yer alır. İşe gelir, görevlerini yerine getirir, zamanını ve enerjisini kurumun hedefleri için kullanır. Bu, çalışanın görünür katkısıdır.
Ancak çalışan yalnızca kas gücü veya zamanından ibaret değildir. Aynı zamanda psikolojik bir varlıktır. Çalışan, duygusal emeği yoluyla şirketle bağ kurar. İş yerinde sevinir, üzülür, heyecanlanır, hayal kırıklığı yaşar, takdir bekler ve bazen itiraz eder. Yani iş yerindeki deneyim, onun duygusal dünyasını doğrudan etkiler.
Üçüncü ve belki de en değerli boyut ise zihinsel varlıktır. Çalışan zihniyle kuruma katkı sunar. Problem çözer, yeni fikirler üretir, süreçleri geliştirir, geleceği hayal eder ve yaratıcı çözümler ortaya koyar.
Gerçek değer, çoğu zaman bu zihinsel ve duygusal katkıda ortaya çıkar.
Çalışanlar Nasıl Kaybedilir?
Bir şirket çalışanını genellikle üç aşamada kaybeder.
1. Önce Duygusal Olarak Kaybeder
Bir çalışan önce kendisini değersiz hissettiği anda kurumdan duygusal olarak kopmaya başlar.
Takdir edilmeyen emek, görülmeyen çaba, saygı görmeyen birey… Bunların hepsi çalışan için güçlü bir mesaj taşır: “Sen önemli değilsin.”
Bu mesaj sürekli tekrarlandığında çalışan içten içe uzaklaşır. Artık o kurum için heyecan duymaz. Başarılar onu sevindirmez, problemler onu üzmez.
Yani çalışan duygusal olarak işten ayrılmıştır.
2. Sonra Zihinsel Olarak Kaybedilir
Bir süre sonra çalışan fikirlerinin önemsenmediğini fark eder.
Toplantılarda söz hakkı verilmez.
Görüşleri dikkate alınmaz.
Önerileri görmezden gelinir.
Bu durumda çalışan düşünmeyi bırakır.
Artık o kurum için kafa yormaz. Yeni fikir üretmez. Problemlere çözüm aramaz. Yaratıcılığını kullanmaz.
Çalışan zihinsel olarak da işten ayrılmıştır.
3. En Son Fiziksel Olarak Kaybedilir
Duygusal ve zihinsel kopuşun ardından sıra fiziksel ayrılığa gelir.
Uygun olmayan çalışma koşulları, adil olmayan ücret politikaları ve yetersiz yan haklar bu süreci hızlandırır. Çalışan artık başka fırsatlara açık hale gelir.
Ve bir gün istifa eder.
Şirketler genellikle bu son aşamada şaşırırlar. “Hiç beklemiyorduk” derler. Oysa çalışan çok daha önce kaybedilmiştir.
Çalışan Kaybetmenin Gerçek Maliyeti
Bir çalışanı kaybetmek yalnızca bir pozisyonun boşalması demek değildir.
Kaybedilen çalışanla birlikte:
- Kurumsal bilgi kaybolur
- Tecrübe kaybolur
- İş ilişkileri kaybolur
- Kuruma yapılan yatırım buharlaşır
Yeni bir çalışan bulmak, onu eğitmek ve sisteme entegre etmek hem zaman hem de ciddi maliyet gerektirir.
Ama görünmeyen maliyetler daha da büyüktür.
Gidenlerin Hayaletleri
Bir çalışan kurumdan ayrıldığında, yalnızca kendisi gitmez. Giden çalışanlar kurum içinde bir algı bırakır.
Kalan çalışanlar şu soruları sormaya başlar:
- Neden gitti?
- Burada gerçekten kalmaya değer mi?
- Ben de gitmeli miyim?
Bu durum kurum içinde görünmez bir huzursuzluk yaratır.
Bir süre sonra çalışan devri hızlanır. Kurum kültürü zayıflar. Bağlılık düşer.
Başka bir ifadeyle, gidenlerin hayaletleri kalanları da etkiler.
Gerçek Liderler Ne Yapar?
Başarılı şirketler ve gerçek liderler çalışanlarını yalnızca fiziksel olarak değil; duygusal, zihinsel ve fiziksel olarak yapının içinde tutmayı başarırlar.
Gerçek liderler:
- Çalışanlarını dinler
- Fikirlerini önemser
- Katkılarını takdir eder
- Adil ve güvenli bir çalışma ortamı yaratır
Çalışan böyle bir ortamda yalnızca çalışmaz; aynı zamanda bağ kurar.
Ve bağlı çalışanlar kurumların en büyük rekabet avantajıdır.
Son Söz
Bir çalışanı kaybetmek çoğu zaman bir yönetsel başarısızlığın sonucudur.
Şirketler çalışanlarını kaybetmemeyi öğrenmek zorundadır. Çünkü yetenekli insanları kaybeden kurumlar, uzun vadede rekabet gücünü de kaybeder.
Çalışan kaybetmek bir kader değildir. Çoğu zaman kötü yönetimin sonucudur.
Eğer siz de yöneticilerinize “çalışan kaybetmeme sanatını” öğretmek ve kurumunuzda güçlü bir insan yönetimi kültürü oluşturmak istiyorsanız,
bilgi@arthaconsult.com adresinden benimle temas kurabilirsiniz.