İsmail Orhan Sönmez

Kurucu, ARTHA Consult | Eğitim & Danışmanlık | İşveren Markası | Motivasyon ve Bağlılık Mimarisi | Endüstriyel İlişkiler | Otantik Liderlik | Şirket Terapisti | Harvard Business Review Türkiye Blogger | λόγος ὀρθὸς

14 Aralık 2015

Machiavelli, siyasal iktidarın gerçek doğasını ilk kez anlamaya ve analiz etmeye çalışan bir Rönesans yazarıydı. Döneminin siyasal liderlerine iktidar sanatı konusunda öğüt vermek amacıyla kaleme aldığı anıtsal eseri Il Principe – Prens, çokça tartışılmış, küçümsenmiş ve eleştirilmiş olsa da; hangi alandan, hangi makamdan ve hangi kültürden olursa olsun güç sahipleri ve güce ulaşmak isteyenler açısından cazibesini hiçbir zaman kaybetmedi.

Bu makalede, Machiavelli’nin eserini, kitabını yazarken izlediği plana sadık kalarak, iş dünyasının ve ofis politikalarının yorumlamaya ve özetlemeye çalıştım.

İş hayatının doğal durumu çatışmadır. Popüler söylemlerin aksine şirketler ve organizasyonlar içsel olarak doğal bir çatışma durumunu barışlandırmak için çabalarlar. O nedenle güç oyunları ve ofis politikaları iş hayatında istisna değil doğal durumdur.

Çoğu zaman bir güç oyunları sahasının içinde bulunduğumuzu unutan ve bu yüzden zarar gören bizlere, Machiavelli’nin söyleyecek çok şeyi olduğuna inanıyorum.

Yönetim, en temel anlamıyla bir güç trafiğidir. Dolayısıyla güç sanatına gerçekçi bir yaklaşım geliştirmeden yönetim sanatını ne anlayabilir ne de uygulayabiliriz.

Gelin, gücün özündeki gerçekle yüzleşelim ve Machiavelli’yi dinleyelim. Süslü sözlerle bezeli modern yönetim teorilerinin boş laf kalabalığından artık yorulmuş olan iş dünyasının sert oyuncularına onun doğrudan ve ilham verici mesajları var.

BÖLÜM I

İş dünyasının üst kademelerindeki birinin gözdesisinizdir ya da bulunduğunuz konuma kendi gayretiniz, bilginiz ve enerjiniz sayesinde ulaşmışsınızdır.

BÖLÜM II

Eğer birilerinin gözdesiyseniz ve konumunuzu güçlü bir kişinin adı ve nüfuzu sayesinde koruyorsanız, hamiliğinizin size sağladığı meşruiyet devam ettiği sürece orada kalabilirsiniz.

Sizi destekleyen taraf gücünü kaybettiğinde, hamiliğinizin çöküşünden önce yeni ittifaklar kurmamışsanız, büyük ihtimalle siz de konumunuzu kaybedersiniz.

BÖLÜM III

Eğer bulunduğunuz konumu hem sizi destekleyen kişiye hem de kendi mücadelenize borçluysanız, desteğinizi iki yönde birden güçlendirin: hem üst yönetimde hem de çalışma arkadaşlarınız arasında.

Bir göreve yeni geldiyseniz, sizin doğru bir tercih olduğunuzu gösterecek hızlı hamleler yapın ve sizden memnun olan bir grup oluşturun.

Aksi takdirde rakipleriniz sizin aleyhinizde öylesine yoğun bir olumsuz propaganda yürütebilir ki hem yukarıda hem aşağıda sahip olduğunuz bütün desteği kaybedebilirsiniz.

BÖLÜM IV

Bir şirkette başka bir yerden atanarak ya da transfer edilerek bir göreve geldiyseniz ve sizin pozisyonunuzu bekleyen bir astınızla çalışmak zorundaysanız dikkatli olun.

Onu şirket içinde başka bir pozisyona yönlendirmeye ve bu konuda yardımcı olmaya çalışın.

Bunu yapamıyorsanız ona güvenmeyin ve ilk fırsatta ekibinizden uzaklaştırın.

Aksi takdirde kısa süre içinde ihanete uğrayabilirsiniz.

Çünkü bu kişi ekibinizdeki diğer çalışanlarla ittifak kurabilir ve onları otoritenize karşı kışkırtabilir.

BÖLÜM V

Şirket içinden ya da şirket dışından transfer edilerek yeni bir şirkette yöneticilik pozisyonuna geldiğinizde, yeni ekibinizin:

  • güç haritalarını,
  • geleneklerini,
  • resmî etkilerini,
  • gayriresmî etkilerini

analiz edin.

Sizin gelişiniz bazı kişilerin ayrıcalıklarını sona erdirecekse, bu insanlar sizi desteklemeyecektir.

Önce onları belli şekillerde memnun edin; ardından durumu gözlemleyin ve analiz edin.

Yeni planınızı oluşturun.

Eğer onların gönlünü kazanamıyorsanız, ekibinizin içinde yaşamalarına izin vermeyin.

BÖLÜM VI

Eğer bulunduğunuz konuma aşağıdan yukarıya doğru mücadele ederek geldiyseniz, durmayın; mücadele etmeye devam edin.

Yükselişiniz sırasında çok sayıda düşman edinmiş olmanız kuvvetle muhtemeldir.

Bu yüzden durur ve savunmaya çekilirseniz, iyi bir hedef hâline gelirsiniz.

Yeni pozisyonunuzun sağladığı imkânları kullanarak gücünüzü artırın; ta ki rakiplerinizin tamamı etkisiz hâle gelene veya müttefikinize dönüşene kadar.

BÖLÜM VII

Eğer bulunduğunuz pozisyonu şans sayesinde ya da güçlü bir kişinin büyük desteğiyle elde ettiyseniz, oraya gelebilmek için savaş vermemişsiniz demektir.

Fakat emin olun: orada kalabilmek için pek çok savaş vermeniz gerekecektir.

Tecrübeli takipçilerden oluşan bir ekip kurmalısınız.

Alçakgönüllü davranışlarınızla onların saygısını kazanmalısınız.

Şirketteki diğer yöneticiler arasında bir ilişki ağı oluşturmalı, onların nüfuzundan ve tecrübesinden yararlanarak kendi etkinizi artırmalısınız.

BÖLÜM VIII

Eğer pozisyonunuzu hile ve kötücül yöntemlerle elde ettiyseniz, istenmeyen bir kişi, yani bir persona non grata hâline gelmeniz ve tehlikeli ölçüde kötü bir şöhrete sahip olmanız muhtemeldir.

Eğer durum buysa, kötü şöhretinizi korku yaratmak için kullanın ve yeni ekip üyelerinizi incitme riskine rağmen yeni düzeninizi kurmaya devam edin.

Yapmanız gereken bütün olumsuz şeyleri tek seferde yapın.

Buna karşılık vereceğiniz iyilikleri azar azar dağıtın ki astlarınız bunların tadını sürekli olarak hissedebilsin.

Zaman içinde iyi bir yönetici olarak yeni bir itibar oluşturabilirsiniz.

Yaptığınız faydalı işler, geçmişteki kötü şöhretinizi giderek silebilir.

BÖLÜM IX

Eğer bulunduğunuz pozisyonu astlarınızın desteğiyle elde ettiyseniz ve yükselişinizi onlara borçlu olduğunuz açıkça biliniyorsa, gücünüz zayıf olacaktır.

Bu destekçilerle çalışmaya devam ettiğiniz sürece, geçmişte size verdikleri desteği sürekli olarak hatırlatacaklardır.

Diğer astlarınıza tanımadığınız ölçüde hoşgörü ve ayrıcalık talep edeceklerdir.

Onlara ne verirseniz verin, bu onları memnun etmeye yetmeyecektir.

Yönetici olarak meşruiyetinizi ve diğer çalışanların size duyduğu saygıyı kaybedinceye kadar sizi zorlamaya devam edeceklerdir.

Dolayısıyla bazı astlarınızın desteği sayesinde göreve gelmiş olsanız bile, pozisyonu elde ettikten sonra yapmanız gereken ilk şeylerden biri onları ekibinizden çıkarmaktır.

Aksi takdirde gücünüz uzun süre devam etmeyecektir.

BÖLÜM X

Yüksek bir pozisyona geldiğinizde, önce o pozisyonun içini doldurun ki hiç kimse sizin o makamın insanı olmadığınızı düşünmesin.

Güçlü ve zayıf yönlerinizi hızla öğrenerek konumunuzu tahkim edin.

Sizden önce o makamda bulunan kişinin başaramadığı işleri hızla gerçekleştirin.

Bunu hemen yapamıyorsanız bile en azından büyük ve gürültülü bir değişim kampanyası başlatın.

Böylece herkes sizin büyük işler yapmak üzere olduğunuza inansın.

En azından insanlar, o pozisyon için yanlış kişi olmadığınızı düşünecektir.

BÖLÜM XI

Bazı yöneticilik makamlarında, üst düzey yöneticilerin adeta hizmetkârı durumunda bulunan ve onlarla derin, gizli ya da karşılıklı çıkara dayalı ilişkileri olan yöneticiler her zaman vardır.

Onlarla asla savaşa girmeyin!

Fakat onlara güvenmeyin de.

Onların nüfuzunu ve gücünü diplomatik biçimde kendi yararınıza kullanmaya çalışın ve karşılığında onlara da bir şey verin.

Ancak yalnızca onların gücüne dayanmayın.

Unutmayın:

Siz kendi pozisyonunuzda güçlü kaldığınız sürece onlar sizin müttefikinizdir.

BÖLÜM XII

Pozisyonunuzda güçlü olmak istiyorsanız gücünüzü danışmanların, müşavirlerin ve dış kaynaklardan hizmet aldığınız kişilerin bilgisine, desteğine ve eylemine dayandırmayın.

Bölümünüzün temel sonuçlarını üreten mekanizmaların eylem ve uygulama gücünü kendi elinizde tutun.

Başarınızın anahtarı daima sizin elinizde olsun.

Aksi takdirde başarılarınız ve sorunlarınız başka insanların eylemlerine ve kararlarına bağımlı hâle gelir.

Bu kişilerin yönetiminizin çekirdeğine sızmasına izin vermeyin.

BÖLÜM XIII

İş planlarınızı başka departmanların çalışanlarından gelecek yardıma dayandırmayın.

Onları destekleyici unsur olarak kullanabilirsiniz.

Onların katkılarından faydalanarak işinizi zenginleştirebilirsiniz.

Fakat onlara bağımlı olmayın.

Çünkü onlara hayati derecede ihtiyaç duyduğunuz bir anda faydasız hâle gelebilir veya ortada bulunmayabilirler.

Üstelik sizin başarınızın kendi yardımlarına bağlı olduğunu fark ederlerse, onlar karşısındaki politik üstünlüğünüzü de kaybedersiniz.

BÖLÜM XIV

Bir yönetici; düşük yoğunluklu çatışmaları yürütme sanatını, yüzleşme sanatını, ofis siyasetini, şirket diplomasisini ve genel anlamda güç sanatını bilmelidir.

Bu bir zorunluluktur.

Bunları bilmiyorsanız, bu sanatların ustalarını okuyarak ve dinleyerek öğrenmelisiniz.

Bu, yöneticiliğin yazılı olmayan kurallarından biridir.

Bütün üst düzey yöneticiler ve başarılı yöneticiler bu sanatları bilen insanlardır.

Eğer olayların içindeki güç ilişkilerini okuyamıyorsanız, gücün verebileceği zararlardan korunamaz ve onun sağladığı avantajlardan yararlanamazsınız.

Dolayısıyla güce sahip olamaz ya da sahip olduğunuz gücü uzun süre koruyamazsınız.

BÖLÜM XV

Bir pozisyona geldiğinizde, sizden beklenenlere uygun davranın.

Astlarınızın ve çalışma arkadaşlarınızın saygısını ve hayranlığını kazanabileceğiniz şekilde hareket etmelisiniz.

Ancak bir yöneticinin sahip olması gereken nitelikleri yanlış değerlendirmeyin.

Yöneticilik, herkesi mutlu ve memnun etme makamı değildir.

Yönetim bilgeliği, diğer insanların beklentilerini yönetebilmekte yatar.

Eğer herkes tarafından sevilen ve popüler yönetici hikâyelerine inanırsanız, bu sizin yıkımınız olabilir.

BÖLÜM XVI

Yükselirken cömert ve eli açık biri olarak tanınmanın avantajlarından yararlanın.

Daha sonra bu özelliklerinizi, astlarınızı memnun edecek ölçüde ve dengeli biçimde kullanın.

Hiçbir zaman cimri biri olarak tanınmayın.

Fakat bütçeniz söz konusu olduğunda son derece planlı ve ihtiyatlı olun.

Şirketin parasını kendi paranızdan bile daha dikkatli kullanın.

BÖLÜM XVII

Astlarınız tarafından sevilmek güzeldir.

Fakat onları yönetmek için bu yeterli değildir.

Sevilen fakat kendisinden çekinilmeyen bir yönetici, yalnızca bir kukladır.

Aynı anda hem sevilen hem de kendisinden çekinilen biri olmaya çalışın.

Fakat ikisini birden başaramıyorsanız ve pozisyonunuzu korumak istiyorsanız, en azından sizden çekinilmesini sağlayın.

BÖLÜM XVIII

Sözünüzü tutun; fakat kazandığınız sürece.

Rakiplerinizden de sözlerini tutmalarını isteyin; fakat bu sizin amacınıza hizmet ettiği sürece.

İş birliği yapabiliyor ve birlikte çalışabiliyorsanız bunu samimiyetle yapın.

Her şeyden önce şunu bilin:

İş dünyası bir savaş değil, değer yaratma sürecidir.

Fakat biri size gizlice savaş açmaya kalkarsa —ki zaten bütün ofis savaşları gizlidir; çünkü açık savaşlar her iki tarafın da yıkımıyla sonuçlanır— o zaman bu artık bir savaştır.

Ve savaşta bütün hilelere izin vardır.

Dengeleri ve ittifakları gözlemleyin.

Tilkileri anlayabilmek için tilki olun.

Fakat gerektiğinde onları topluca ezebilmek için aslan olun.

Şunu unutmayın:

Siz kükrediğiniz sırada bile sizi yakalayacak tuzağın ağları hazırlanıyor olabilir.

Her zaman bütün iyi niteliklere sahipmişsiniz gibi görünün.

Fakat gerektiğinde en tehlikeli ve en haince planları nasıl uygulamaya koyacağınızı da bilin.

BÖLÜM XIX

Aynı anda hem küçümsenen hem de nefret edilen bir insan olmayın.

Çünkü bütün düşmanlarınız size karşı birleşebilir.

Astlarınıza adil davranmazsanız,

adil ve dürüst olmazsanız,

çabalarının karşılığında hak ettiklerini vermezseniz,

onlara verdiğiniz sözleri tutmazsanız,

kolayca inanıp kolayca nefret eden biriyseniz,

onları dış tehditlere karşı koruyamazsanız,

hem küçümsenir hem de nefret edilirsiniz.

Bu durum meşruiyetinizin sorgulanmasına yol açar.

Ve kısa süre sonra o meşruiyeti kaybedersiniz.

BÖLÜM XX

Astlarınızın gücünü kırmayın.

Tam tersine onlara güç verin.

Yetki devredin.

Yeteneklerini üst yönetimin önünde göstermelerine izin verin.

Unutmayın:

Siz, astlarınız ne kadar güçlüyse o kadar güçlüsünüz.

Onlara güvenmediğinizi hissederlerse onlar da size olan güvenlerini kaybederler.

Dokunulmaz ve sarsılmaz görünmek istiyorsanız, çevrenizi güçlü ve sadık astlarla kuşatın.

BÖLÜM XXI

Bir yönetici olarak saygı görmek istiyorsanız, gerçek bir yönetici gibi davranın ve yöneticiliğin gerektirdiği işleri yapın.

Net olun.

Bir vizyonunuz olsun.

Doğrularınızı ve yanlışlarınızı belirleyin.

Sizin için neyin siyah, neyin beyaz olduğunu gösterin.

Takdir etmeyi bilin.

Desteklemeyi bilin.

Ama aynı zamanda cezalandırmayı ve affetmeyi de bilin.

Takdirinizi gösterin.

Fakat karşı duruşunuzu ve öfkenizi de gerektiği zamanda gösterin.

Unutmayın:

Prenslere prens gibi davranılması için onların hükümdarlara özgü erdemlerle donanmış olmaları gerekir.

BÖLÜM XXII

Zarif ve seçkin biri olarak görülmek istiyorsanız astlarınızı da zarafetle ve dikkatle seçin.

Astlarınızın itibarınıza zarar vermesine izin vermeyin.

Çevrenizdeki insanların nitelikleri, sizin niteliğinizin de göstergesi olacaktır.

İyi insanları bulun.

Onları sizinle birlikte çalışmaya ikna edin.

Doğru yönetim ve takdir yoluyla onları yanınızda tutun.

Onları destekleyin.

Onurlandırın.

Onlara saygı duyun.

Onlara güvenin.

Tek başınıza büyük biri olabilirsiniz.

Fakat büyük astlarla birlikte daha da büyük olursunuz.

BÖLÜM XXIII

İyi dinleyin.

Fakat gevezeleri ve dalkavukları dinlemeyin.

Tavsiye alın.

Fakat övgüleri dinlemeyin.

Size övgüler yağdıranlara nazikçe teşekkür edin ve sözlerini kesin.

Gerçek bir yöneticinin bu tür dalkavukluklara ayıracak zamanı yoktur.

Gerçek yönetici, önemli olanın eylem ve sonuç olduğunu bilir.

Ve zamanın para olduğunu da bilir.

Mesafenizi ve ağırlığınızı koruyun.

Fakat doğru ve gerekli şeyleri söyleyen insanları mutlaka dinleyin.

BÖLÜM XXIV

Birçok yönetici talihsizlik yüzünden değil;

  • körlükleri,
  • rahatlarına düşkünlükleri,
  • tembellikleri

nedeniyle başarısız olur ve pozisyonlarını kaybeder.

İş hayatının dinamik bir alan olduğunu anlayamazlar.

Pozisyonların, dengelerin ve koşulların sürekli ve kalıcı biçimde değiştiğini;

yeni fırsatların,

rakiplerin,

imkânların

ve tehlikelerin ortaya çıktığını düşünmezler.

Kendinizi nasıl yenileyeceğinizi bilen biri olun.

Kariyerinize her gün yeniden başlayın.

BÖLÜM XXV

Pozisyonunu başkalarının iyilikleri, şans, talih veya belirli koşullara bağlı birtakım politik ilişkiler sayesinde elde eden bir insan, koşullar değiştiğinde kaçınılmaz olarak o pozisyonu kaybedecektir.

Bu nedenle kariyerinizi istikrarsız ve değişken koşullar üzerine inşa etmeyin.

Kariyerinizi kalıcı büyüklük üzerine kurun.

Bu büyüklüğün temeli:

karakterdir,
dürüstlüktür,
kendi enerjinize duyduğunuz güvendir,
cesarettir,
çalışkanlıktır.

Ve hiç bitmeyen öğrenme arzunuz sayesinde kendinizi geliştirmeye devam edin.

Öyle bir noktaya gelin ki büyüklüğünüz artık tartışılamaz hâle gelsin.

About The Author