Liderin asıl görevi düzeni yönetmek değil, kaosu yönetmektir. Çünkü kosmos ve düzen, yönetilmeye en az ihtiyaç duyduğumuz alanlardır.

Her şeyin yolunda gittiği, müşterilerin memnun olduğu, çalışanların işlerini yaptığı, üretimin planlandığı gibi aktığı, para akışının sorunsuz olduğu, piyasaların öngörülebilir seyrettiği bir ortamda yönetmek kolaydır. Böyle bir yapıyı iyi kurulmuş sistemler, prosedürler ve ortalama bir yönetim becerisiyle sürdürebilirsiniz.

Liderliğe asıl ihtiyaç, bunların olmadığı zamanlarda ortaya çıkar.

Belirsizlik yükseldiğinde…

Planlar bozulduğunda…

İnsanlar ne yapacaklarını bilemediğinde…

Ekonomik koşullar değiştiğinde…

Müşteriler kaybedildiğinde…

Şirket içindeki çatışmalar arttığında…

İşte o zaman yönetimden daha fazlasına ihtiyaç duyarız.

Liderlik, düzenin değil kaosun sanatıdır.

Kaos İstisna Değil, Hayatın Bir Parçasıdır

Eski Yunancada kosmos, yalnızca evren anlamına gelmez; düzen, tertip ve uyum fikrini de taşır. Khaos ise biçimlenmemiş, ayrışmamış, belirsiz olanı ifade eder.

İş hayatında da bu iki alan sürekli birbirinin içine girer.

Şirketler düzen kurmaya çalışırlar. Organizasyon şemaları oluşturur, bütçeler hazırlar, prosedürler yazar, görev tanımları yapar, hedefler belirler ve planlar oluştururlar. Bütün bunların amacı geleceği mümkün olduğu kadar öngörülebilir hâle getirmektir.

Ama hayatın kendisi hiçbir zaman bütünüyle öngörülebilir değildir.

Ekonomi değişir.

Teknoloji değişir.

Rakipler beklenmedik hamleler yapar.

İnsanlar ayrılır.

Müşterilerin beklentileri değişir.

Savaşlar çıkar.

Tedarik zincirleri bozulur.

Bir zamanlar çok kazandıran ürünler bir anda anlamını yitirebilir.

Bu nedenle sosyal ve ekonomik sistemlerde, özellikle kısa dönemde, kaos ve belirsizlik olağandır.

Liderin görevi kaosu tamamen ortadan kaldırmak değildir. Bu zaten mümkün değildir.

Liderin görevi, topluluğunu kaosun içerisinde mümkün olan en iyi koşullarda yaşatabilmektir.

Lider Her Şeyi Bilmek Zorunda Değildir

Kaos ortamlarında liderden beklenen şey, geleceği bilmesi değildir.

Kimse geleceği bilemez.

İyi liderin farkı, bilmediği bir geleceğin içerisinde hareket edebilmesidir.

Belirsizlik arttığında bazı yöneticiler donar. Daha fazla veri ister, daha fazla toplantı yapar, daha fazla rapor talep eder ve karar vermeyi ertelerler.

Bazıları ise tam tersine paniğe kapılır. Hızlı ama düşünülmemiş kararlarla organizasyonun zaten sınırlı olan enerjisini daha da tüketirler.

Lider bunların ikisini de yapmamalıdır.

Kaos içerisinde önce anlamlandırmalıdır.

Ne oluyor?

Neden oluyor?

Hangisi gerçek bir tehdit?

Hangisi gürültü?

Elimizde hangi kaynaklar var?

Neyi kontrol edebiliriz?

Neyi kontrol edemeyiz?

Hangi karar geri döndürülebilir?

Hangi karar bizi geri dönüşü olmayan bir noktaya götürür?

Liderlik biraz da karmaşanın içerisinden anlamlı bir resim çıkarabilme becerisidir.

Kaosu Yönetebilmek İçin Önce Kendinizi Yönetebilmelisiniz

Kaosu yönetmek isteyen liderin en önemli özelliklerinden biri yüksek enerji ve stres toleransıdır.

Çünkü lider, topluluğun kaygısını da taşır.

Belirsizlik dönemlerinde insanlar liderlerine bakarlar. Onun ne söylediği kadar nasıl davrandığını da izlerler.

Lider panikliyorsa organizasyon panikler.

Lider saldırganlaşıyorsa organizasyon savunmaya geçer.

Lider susuyorsa dedikodu konuşmaya başlar.

Lider kararsızsa insanlar kendi küçük güvenlik alanlarını oluşturmaya çalışırlar.

Bu nedenle kaos ortamında liderin ilk yönetmesi gereken şey çoğu zaman şirket değil, kendisidir.

Duygusal olgunluk burada önem kazanır.

Lider korkabilir ama korkusuyla karar vermemelidir.

Öfkelenebilir ama öfkesiyle organizasyonu cezalandırmamalıdır.

Kaygılanabilir ama kaygısını çalışanlarına bulaştırmamalıdır.

Çünkü liderlik yalnızca karar üretmez.

Duygu da üretir.

Lider Sosyal Onayın Esiri Olmamalıdır

Kaosu yöneten liderin başka bir özelliği de düşük sosyal onay ihtiyacıdır.

Lider, herkes tarafından sevilmek zorunda değildir.

Hatta bazı dönemlerde doğru kararlar, lideri popüler olmaktan uzaklaştırabilir.

Çünkü liderlik, topluluğun o anda duymak istediğini söylemek değil; uzun vadede varlığını sürdürebilmesi için gerekli olanı yapabilmektir.

Sürekli beğenilmek isteyen, çevresinin onayına ihtiyaç duyan ve çatışmadan aşırı derecede kaçınan bir insanın zor zamanlarda liderlik etmesi güçtür.

Lider insanlarla ilişki kurar ama ilişkilerin esiri olmaz.

İnsanları dinler ama kararını alkışa göre vermez.

Çünkü kaos dönemlerinde bazen en gerekli kararlar, ilk anda en az sevilen kararlardır.

Kişisel Değil, Sistemsel Düşünmek

Lideri sıradan yöneticiden ayıran başka bir özellik de olayları kişiler üzerinden değil, sistem üzerinden okuyabilmesidir.

Bir müşteri kaybedildiğinde suçlu kim?

Bir çalışan ayrıldığında problem kimde?

Bir ürün hatalı çıktığında kim yanlış yaptı?

Bunlar kolay sorulardır.

Zor soru şudur:

Bu sonucu üreten sistem nedir?

Çalışan neden ayrıldı?

Kalite problemi hangi süreçlerin sonucunda ortaya çıktı?

Müşteri memnuniyetsizliğini hangi yapısal sorunlar yarattı?

Bölümler neden çatışıyor?

Bilgi neden doğru yere ulaşmıyor?

İyi lider, kaosun içerisindeki olaylara tek tek bakmak yerine bunların arasındaki bağlantıları görmeye çalışır.

Çünkü organizasyon bir olaylar toplamı değil, birbirine bağlı ilişkiler sistemidir.

Bir yerde ortaya çıkan problem başka bir yerde enerji kaybına dönüşür.

Kaos Enerji Tüketir

Şirketlerde kaosun gerçek bir maliyeti vardır.

Kaybettiğiniz her yetenek şirketten bilgi ve deneyim götürür.

Hatalı üretilen her ürün; malzeme, zaman ve emek kaybıdır.

Memnuniyetsiz her müşteri gelecekteki gelirlerinizi tehdit eder.

Yaşanan her iş kazası insanınıza, zamanınıza ve kaynaklarınıza zarar verir.

Çalışanlar arasındaki her gereksiz çatışma, insanların işe harcaması gereken zihinsel enerjiyi birbirleriyle mücadele etmeye yönlendirir.

Yani organizasyonel kaos önce enerji kaybına, ardından para kaybına dönüşür.

Bunu yalnızca finansal tabloları okuyarak göremezsiniz.

Finansal tabloda gördüğünüz zarar, çoğu zaman çok daha önce organizasyonun başka bir yerinde başlayan enerji kaybının son aşamasıdır.

Bu nedenle iyi lider yalnızca parayı yönetmez.

Organizasyonun enerjisini yönetir.

Kaosu Azaltmanın En Güçlü Aracı Güvendir

Peki lider, sosyal ve ekonomik sistemlerdeki kaosu nasıl azaltabilir?

En güçlü araçlardan biri güvendir.

Çünkü güven, belirsizliği azaltır.

Bir çalışan yöneticisine güveniyorsa zor bir karar karşısında hemen savunmaya geçmez.

Bir müşteri şirkete güveniyorsa yaşanan tek bir problemde ilişkiyi bitirmez.

Tedarikçiler birbirlerine güveniyorsa kriz zamanlarında daha kolay esneklik gösterebilirler.

Yönetim ekibi birbirine güveniyorsa kötü haberler saklanmaz.

İnsanlar birbirlerine güveniyorsa her davranışın arkasında kötü niyet aramazlar.

Güven azaldığında ise bunun tam tersi gerçekleşir.

Kontrol artar.

Bürokrasi artar.

Dedikodu artar.

Bilgi saklanır.

İnsanlar kendilerini korumaya başlar.

Bölümler kendi kalelerini kurar.

Şirket içerisindeki enerji, dışarıdaki rakiple mücadele etmek yerine içeride birbirini kontrol etmek için harcanır.

Yani güven arttıkça kaos azalır; güven azaldıkça kaos büyür.

Bu nedenle liderin en temel görevlerinden biri güven üretmektir.

Liderlik ile Yöneticilik Aynı Şey Değildir

Yönetici düzen kurar.

Planlar.

Organize eder.

Kaynak dağıtır.

Performansı ölçer.

Kontrol eder.

Bunların tamamı gereklidir.

Ama liderliğin alanı biraz daha farklıdır.

Lider özellikle belirsizlik yükseldiğinde yön gösterir, insanları ortak bir amaç etrafında toplar, güven yaratır ve topluluğun hareket enerjisini korur.

Bu nedenle her lider yönetici olmayabilir ve her yönetici de lider değildir.

Ancak özellikle üst kademelere çıktıkça, yöneticinin yalnızca yönetim teknikleriyle başarılı olması giderek zorlaşır.

Çünkü yukarı çıktıkça düzen azalır, belirsizlik artar.

Operasyon seviyesinde bugünün problemleriyle uğraşırsınız.

Tepe yönetiminde ise henüz gerçekleşmemiş problemlere hazırlanırsınız.

İşte burada liderlik gerekir.

Liderliğin bazı kişilik ve motivasyon boyutlarının geliştirilmesi diğerlerinden daha güçtür. Ancak liderin belirsizlik altında nasıl karar vereceği, güveni nasıl inşa edeceği, sistemsel düşünmeyi nasıl geliştireceği, paydaşları nasıl hizalayacağı ve organizasyonun enerjisini nasıl koruyacağı geliştirilebilir.

Liderlik eğitiminin gerçek konusu da budur.

Düzeni Yönetmek Yetmez

Şirketler yöneticilerini yalnızca düzeni yönetmek için yetiştirirlerse, ilk ciddi kaosta zorlanırlar.

Çünkü prosedürlerin çalıştığı zamanlarda herkes yönetebilir.

Asıl soru şudur:

Prosedürün cevap vermediği yerde ne yapacaksınız?

Plan bozulduğunda?

Bilgi eksik olduğunda?

İnsanlar korktuğunda?

Kaynaklar yetersiz kaldığında?

İki kötü seçenek arasından karar vermek gerektiğinde?

İşte liderlik tam olarak burada başlar.

Liderin görevi kaosu yok etmek değildir.

Kaosun içerisinden yeniden kosmos, yani düzen üretmektir.

Bunu da güven yaratarak, doğru iletişim kurarak, geniş bir bilgi ve kültür dünyasından beslenerek, yüksek enerji ve stres toleransıyla, sistemsel düşünerek ve duygusal olgunluğunu koruyarak yapar.

Çünkü iyi zamanlarda şirketi sistemler taşır.

Zor zamanlarda ise liderlik taşır.

Siz de yönetim kadrolarınıza yalnızca düzeni sürdürmeyi değil, belirsizliği ve kaosu yönetmeyi; güven üretmeyi, büyük resmi görmeyi ve organizasyonun enerjisini korumayı öğreten bir liderlik anlayışı kazandırmak istiyorsanız, gelin birlikte çalışalım.

Şirketinin yönetim sağlığını test et :https://arthaconsult.com/artha-yonetim-sagligi-testi.html

About The Author