
Bugün iş hayatında neredeyse herkesin ortak bir hayali var: yönetici olmak, hatta mümkünse lider olmak. Özellikle yeni jenerasyon için bu istek çok daha görünür. “Herkes hemen CEO olmak istiyor” eleştirisini sıkça duyuyoruz. Peki bu gerçekten bir sorun mu? Aslında hayır. İstemekte bir problem yok. Asıl mesele, neyin istendiğinin gerçekten bilinip bilinmediği.
Yönetici ve lider olmak; unvanlardan, kartvizitlerden ya da koltuklardan ibaret değildir. Yönetim ve liderlik, belirli beceriler üzerine kurulur. Karar vermek, hedef koymak, işi delege etmek ve geri bildirim vermek… Bu dört başlık, işin özünü oluşturur. Eğer bu beceriler sizde yoksa, unvanınız ne olursa olsun gerçek anlamda yönetici ya da lider olamazsınız.
Liderlik Doğaldır Ama Bedelsiz Değildir
Liderlik aslında insanın biyolojik ve sosyolojik doğasında vardır. Bunu görmek için karmaşık örneklere gerek yok. Bir grubu düşünün. Kalabalık bir insan topluluğunu bir hedefe doğru yönlendirdiğinizde, yolun bir yerinde doğal olarak bazı insanlar öne çıkar. “Buradan gidelim”, “Burada duralım”, “Şöyle yapalım” diyenler olur. Diğerleri de içgüdüsel olarak onların peşinden gider. Çünkü insan, belirsizlikten hoşlanmaz. Karar veren birine ihtiyaç duyar.
İşte liderlik tam da burada ortaya çıkar. Liderlik, karar verme sorumluluğunu üstlenme cesaretidir. İnsanların büyük çoğunluğu karar verme riskini üzerinden atmak ister. Yanlış karar alma ihtimali, sorumluluk alma korkusu, eleştirilme endişesi… Bunların hepsi insanı geri çeker. Liderlik ise bu riski üstlenmeyi kabul etmektir.
Dolayısıyla liderlik, “herkes beni sevsin” işi değildir. Liderlik, “bu kararın arkasında duruyorum” diyebilme gücüdür.
Hedef Koymak: Herkesin Yapabildiği Bir Şey Değil
Yönetici ve lider olmak isteyenlerin kendilerine sorması gereken ilk soru şudur: Ben hedef koyabiliyor muyum? Hedef koymak, sadece rakam yazmak değildir. Hedef koymak, diğerlerinden daha uzağı görebilmektir. Bugünü değil, yarını ve yarından sonrasını düşünebilmektir.
Çoğu insan mevcut işini yapar, verilen görevleri yerine getirir ama bir adım sonrasını düşünmez. Oysa lider dediğiniz kişi, grubun önünde yürüyen kişidir. Yolun nereye gittiğini bilmesi gerekir. Eğer siz hedef koyamıyorsanız, doğal olarak başkalarının koyduğu hedeflerin peşinden gidersiniz.
Delege Etmek: Buyurmak Sanıldığı Kadar Kolay Değil
İşin en zor taraflarından biri de delegasyondur. Yani işi başkasına devretmek. Kültürümüzde bu genellikle yanlış anlaşılır. Delege etmek, “iş buyurmak” gibi algılanır. Oysa gerçek delegasyon, sorumluluğu paylaşabilmektir.
Bir işi başkasına vermek demek, kontrolün bir kısmından vazgeçmek demektir. Bu da herkesin yapabileceği bir şey değildir. Çünkü çoğu insan “Ben yaparsam daha iyi yaparım” düşüncesine saplanır. Bu düşünce, kısa vadede sizi rahatlatabilir ama uzun vadede büyümenizi engeller. Lider, her şeyi kendisi yapan kişi değildir; doğru işi doğru kişiye veren kişidir.
Geri Bildirim: En Hassas Alan
Yönetici ve liderliğin belki de en zor kısmı geri bildirim vermektir. İyi yapılan bir işi takdir etmek kadar, eksik ya da yanlış yapılan bir işi doğru şekilde ifade edebilmek büyük bir beceridir. Çünkü geri bildirim, insanın doğrudan egosuna dokunur.
Bizim kültürümüzde bu konu özellikle zayıftır. “İyi yaptın”, “Burada hata var”, “Şu şekilde olsa daha iyi olur” gibi cümleler çoğu zaman ya hiç söylenmez ya da kırıcı bir dille ifade edilir. Sonuçta ne olur? İnsanlar yaralanır, küser, savunmaya geçer. Geri bildirim vermeyi beceremeyen yönetici, zamanla etrafında sessiz ama isteksiz bir ekip oluşturur.
Oysa liderlik, insanları geliştirme sanatıdır. Geri bildirim de bunun en önemli aracıdır. Doğru verilmediğinde düşman kazandırır, doğru verildiğinde güven üretir.
Son Soru: Gerçekten İstiyor Musunuz?
Yönetici ya da lider olmak istiyorsanız, kendinize dürüstçe şu soruları sorun: Karar vermekten kaçıyor muyum? Risk almaya hazır mıyım? Başkalarına iş devredebiliyor muyum? İnsanlara zarar vermeden geri bildirim verebiliyor muyum?
Liderlik bir ayrıcalık değil, bir yükümlülüktür. Herkes bu yükü taşımak zorunda değildir. Ama taşıyabilecek olanlar, bunu romantize etmeden, gerçek bedelini bilerek yola çıkmalıdır. Çünkü liderlik, en başta insanın kendisiyle yüzleşmesini gerektirir.