Kariyer çoğu zaman bir varış noktası gibi anlatılır. Bir yere girersiniz, yükselirsiniz, sonunda “başarmış” olursunuz. Oysa gerçek hayatta kariyer bir sonuç değil, sürekli devam eden bir yolculuktur. Bu yolculukta yalnızca doğru işe girmek değil, doğru zamanda ve doğru şekilde çıkmak da en az girmek kadar kritik bir beceridir.

Çünkü kimse girdiği şirkette ömür boyu kalmaz. Kalınmaz. Kariyer dediğiniz şey zaten budur: girersiniz, çalışırsınız, öğrenirsiniz, sonra başka bir yere geçersiniz. İki yıl burada, üç yıl orada… Atlayarak ilerlersiniz. Yani kariyer, kaçınılmaz olarak çıkışlardan oluşur.

Bu yüzden “exit stratejisi” dediğimiz şey, kariyer yönetiminin tali bir konusu değil; bizzat merkezinde yer alan bir meseledir.

Çıkmak da Yönetilmesi Gereken Bir Süreçtir

Birçok insan kariyerini yalnızca “Nasıl girerim?” sorusu üzerinden kurgular. Hangi şirkete gireyim, nasıl mülakattan geçeyim, nasıl teklif alayım… Ama işin asıl zor ve belirleyici kısmı genellikle göz ardı edilir:
Buradan nasıl çıkacağım?

Doğru çıkmak şudur:
– Bu şirkette benim için hâlâ atılacak bir adım var mı?
– Burada eksik olan ne?
– Bana ileride değer katacak bir şey kalıyor mu?
– Buradan çıktığımda, bir sonraki adımı daha güçlü atabilecek miyim?

Eğer bu sorulara net cevaplarınız yoksa, çıkışınız rastlantısal olur. Ve rastlantısal çıkışlar çoğu zaman kariyeri ileri taşımaz, geri düşürür.

“Hop” Diye Atlayıp Suyun İçine Düşenler

İş hayatında sık gördüğümüz bir profil vardır: Bir yerden “hop” diye atlar ama diğer tarafa basamaz. Ne olur? Suyun içine düşer. Bir süre debelenir. CV’si şişkindir ama yönü yoktur. Deneyimi vardır ama hikâyesi yoktur.

Bunun temel nedeni şudur: Çıkış stratejisi yoktur.
“Buradan niye çıkıyorum?” sorusunun cevabı net değildir.
“Bir sonraki adım beni nereye taşıyacak?” sorusu sorulmamıştır.

Sadece sıkıldığı için, sadece yorulduğu için, sadece bir teklif geldiği için çıkılmıştır. Oysa kariyer, reflekslerle değil stratejiyle yönetilmesi gereken bir alandır.

Paranın ve Koltuğun Büyüsü

Bir diğer klasik tuzak da şudur: Kariyeriniz düzgün giderken bir anda karşınıza “daha fazla para” ve “daha büyük bir koltuk” çıkar. Ünvan büyüktür. Maaş yüksektir. İlk bakışta çok cazip görünür.

Ama burada durup sormanız gereken soru şudur:
Bu şirketin geleceği var mı?
Bu sektörün bir yarını var mı?
Bu rol beni gerçekten ileri mi taşır, yoksa olduğum yerde mi kilitler?

Birçok insan bu soruları sormadan paranın ve koltuğun büyüsüne kapılır. Girer. Ve sonra… !
Çıkmaz sokağa girmiştir. Geri dönüş yoktur. Şirket büyümez, sektör daralır, rol gelişmez. Kariyer bir anda durur.

Bu noktada fark edilen şey genellikle çok geç olur: Para kazanılmıştır ama zaman kaybedilmiştir.

Büyük Resmi Görmek

Exit stratejisi dediğimiz şey aslında büyük resmi görebilme becerisidir. Elinizde ne var? Size ne vaat ediliyor? Siz ne hedefliyorsunuz?

– Bugün sahip olduğum beceriler beni nereye götürebilir?
– Bu iş, bu şirket, bu rol o hedefe hizmet ediyor mu?
– Buradan çıktığımda daha güçlü mü olacağım, yoksa sadece farklı bir yerde mi olacağım?

Kariyer konuşuyorsak, şunu açıkça kabul etmek gerekir: Hiçbiriniz girdiğiniz şirkette ömür boyu çalışmayacaksınız. O yüzden nasıl gireceğinizi düşünmek kadar, nasıl çıkacağınızı da planlamak zorundasınız.

Kariyer Cesaret Değil, Akıl İşidir

Doğru çıkmak cesaret işi değildir. Akıl işidir. Duygusal kopuş değil, stratejik geçiştir. Köprüleri yakmak değil, köprü kurarak ilerlemektir.

Kariyer yolculuğunda her çıkış bir kayıp değildir. Aksine, doğru yönetilen çıkışlar sizi bir sonraki durağa daha güçlü taşır. Yanlış yönetilen çıkışlar ise yıllarca telafi edilemeyecek kayıplara yol açar.

Sonuç olarak şunu unutmayın:
Kariyer bir yolculuktur.
Bu yolculukta sadece girmek değil, doğru çıkmak da bir ustalık meselesidir.

About The Author