
İş hayatında güçle kariyer ve kazanç arasında doğrusal bir ilişki vardır.
“Güç” kelimesi iş hayatında nedense biraz ayıp bir kelime gibi kullanılır. Liderlikten, yetkinlikten, takım çalışmasından, iletişimden rahatlıkla bahsederiz ama güçten bahsettiğimizde sanki karanlık ve ahlaki açıdan problemli bir alana girmişiz gibi hissederiz.
Oysa iş hayatı, diğer bütün sosyal sistemler gibi aynı zamanda bir güç ilişkileri sistemidir. Güç sahibi olmak kötü bir şey değildir. Gücü nasıl elde ettiğiniz ve nasıl kullandığınız ayrı bir tartışmadır.
Üstelik iş hayatında güç sahibi olmak hem kariyeriniz hem kazancınız hem de özel yaşamınız açısından iyidir. Çünkü güç, basitçe daha az savaşarak daha çok sonuç almanızı sağlar.
Güçlü olmadığınızda, en basit talepleriniz için bile mücadele etmek zorunda kalırsınız. Ücretinizi artırmak için mücadele edersiniz. Terfi etmek için mücadele edersiniz. İzin almak, fikrinizi kabul ettirmek, kaynak elde etmek, hatta bazen yalnızca işinizi doğru yapabilmek için mücadele edersiniz.
Gücünüz arttığında ise aynı sonuçları elde etmek için harcamanız gereken enerji azalır.
Peki, iş hayatındaki bu gücün kaynakları nelerdir?
1. Uzmanlık Gücü
Gücün en önemli ve bana göre en sağlıklı kaynaklarından biri uzmanlıktır.
Alanında az bulunan bir bilgiye, tecrübeye veya beceriye sahipseniz, o uzmanlığa ihtiyaç duyan insanlar karşısında güç kazanırsınız.
Buradaki kritik kelime “az bulunan”dır.
Herkesin yapabildiği bir işi iyi yapmak değerlidir ama sizi mutlaka güçlü yapmaz. Buna karşılık, az sayıda insanın çözebildiği bir problemi çözebiliyorsanız, şirket açısından ikame edilmeniz zorlaşır. İkame edilmeniz zorlaştıkça pazarlık gücünüz yükselir.
İş hayatının önemli yasalarından biri budur:
Kolay ikame edilenin pazarlık gücü düşüktür. Zor ikame edilenin pazarlık gücü yüksektir.
Bu nedenle kariyerinizi geliştirirken yalnızca “Daha çok ne öğrenebilirim?” diye sormayın.
“Hangi bilgiyi öğrenirsem daha zor ikame edilen biri olurum?” diye sorun.
Çünkü uzmanlık yalnızca bilgi değildir. Aynı zamanda bağımsızlık ve güç üretir.
2. İlişki ve Nüfuz Gücü
Gücün ikinci kaynağı, içinde bulunduğunuz yönetim ekosisteminin içinde ve dışında hâkim ilişki noktalarında bulunmaktır.
Satışçıysanız ve şirketin en önemli müşterileri sizinle çalışmayı tercih ediyorsa güçlüsünüzdür.
Finansçıysanız ve şirketin ihtiyaç duyduğu finansman kaynaklarıyla güçlü ilişkileriniz varsa güçlüsünüzdür.
Satın almacıysanız kritik tedarikçilerle ilişkileri yönetiyorsanız, işveren açısından değeriniz artar.
Devlette, iş dünyasında veya meslek camiasında hatırlı tanıdıklarınız, sponsorlarınız ve güçlü ilişkileriniz varsa bunların tamamı sosyal sermayenizi oluşturur.
İnsanların zaman zaman küçümseyerek “çevre” dediği şey aslında iş hayatının en eski güç kaynaklarından biridir.
Ancak burada önemli bir ayrım vardır. Kartvizit koleksiyonu yapmak network sahibi olmak değildir. Gerçek network, gerektiğinde harekete geçirilebilen karşılıklı güven ilişkilerinden oluşur.
Bin kişinin telefon numarasına sahip olmak sizi güçlü yapmaz. Telefonunuzu açacak yüz doğru insan sizi çok güçlü yapabilir.
3. Bilgi ve İletişim Gücü
Üçüncü önemli kaynak bilgidir.
Ama yalnızca bilgi sahibi olmak değil; önemli bilginin aktığı iletişim ağlarının içinde bulunmak.
İş dünyasında bazı insanlar, bir gelişmeyi diğerlerinden daha erken öğrenirler. Kimin ayrılacağını, hangi yatırımın yapılacağını, müşterinin ne düşündüğünü, sektörde hangi değişikliğin yaklaştığını, organizasyonda neyin değişeceğini diğerlerinden önce bilirler.
Bazıları ise yalnızca bilgiyi almakla kalmaz, onu yayabilecek iletişim gücüne de sahiptir.
İşte bu kişiler organizasyonların görünmeyen güç merkezlerinden birine dönüşürler.
Çünkü bilgi, belirsizliği azaltır.
Belirsizliği diğerlerinden daha erken azaltabilen insan, karar verirken avantaj kazanır. Dolayısıyla önemli bilginin üretildiği, aktığı ve yorumlandığı noktalara yakın olmak profesyonel gücünüzü artırır.
Ama burada da dikkatli olmak gerekir. Dedikodu başka, bilgi gücü başkadır. Bilgi gücü; doğru bilgiye doğru zamanda ulaşmak, onu anlamlandırmak ve gerektiğinde doğru insanlara aktarabilmektir.
4. Unvan ve Organizasyonel Güç
Gücün son önemli kaynağı ise organizasyonel yetkileri kullanma imtiyazıdır.
Yani unvan.
Müdür, direktör, genel müdür, CEO veya yönetim kurulu üyesi olduğunuzda şirket size birtakım kararları alma hakkı verir.
İnsanları işe almak, işten çıkarmak, bütçe kullanmak, kaynak dağıtmak, performans değerlendirmek, ödüllendirmek, cezalandırmak ve organizasyonel öncelikleri belirlemek gibi yetkiler, unvanın arkasındaki gücü oluşturur.
Özellikle üst yönetim seviyelerinde bu güç oldukça büyüktür.
Fakat unvan gücünün önemli bir problemi vardır:
Unvan giderse güç de gidebilir.
Bugün telefonlarınıza anında cevap veren insanların yarın sizi tanımamasının nedeni budur. Çünkü bazı insanların gücü şahıslarından değil, oturdukları koltuktan kaynaklanır.
O nedenle akıllı profesyoneller yalnızca unvan gücüne yatırım yapmazlar. Uzmanlıklarını, ilişkilerini ve bilgi network’lerini de geliştirirler.
Koltuk gider ama uzmanlık sizinle kalır.
İlişkiler sizinle kalır.
İtibarınız sizinle kalır.
Güç Neden Kariyeri ve Kazancı Etkiler?
Çünkü iş hayatı aynı zamanda sürekli bir pazarlıktır.
Ücretiniz, pozisyonunuz, sorumluluklarınız, çalışma koşullarınız, size sağlanan imkânlar ve kariyer fırsatlarınız açık veya örtülü biçimde yürütülen pazarlıkların sonucudur.
Pazarlıkta ise yalnızca haklı olmak yetmez.
Güçlü olmak gerekir.
İşvereniniz sizi kaybetmenin maliyetinin yüksek olduğunu düşünüyorsa masadaki gücünüz artar. Başka alternatifleriniz varsa gücünüz artar. Müşteriler sizi tanıyorsa gücünüz artar. Sektörde isminiz biliniyorsa gücünüz artar. Kritik bilgi ve ilişkilere sahipseniz gücünüz artar.
Alternatifsizlik ise güç kaybettirir.
Bu nedenle profesyonel kariyerinizi yalnızca “iyi çalışan olmak” üzerine kurmayın. Aynı zamanda profesyonel güç kaynaklarınızı geliştirmeye çalışın.
Çünkü iyi olmakla güçlü olmak aynı şey değildir.
Güç, Stresi de Azaltır
Gücün önemli fakat daha az konuşulan sonuçlarından biri de kişinin çevresi üzerindeki kontrol algısını artırmasıdır.
İş stresinin önemli kaynaklarından biri, başımıza gelenler üzerinde kontrolümüz olmadığı hissidir. Sürekli başkalarının kararlarına bağımlıysanız, alternatifiniz yoksa ve istemediğiniz koşullara mecbursanız belirsizlik sizi daha fazla yorar.
Güç ise seçenek yaratır.
“Buna mecbur değilim.” diyebilmek başlı başına psikolojik bir güçtür.
Başka bir şirkete gidebilirim.
Başka müşteriler bulabilirim.
Bu problemi çözebilecek bilgiye sahibim.
Bu insanlarla doğrudan konuşabilirim.
Kendi işimi kurabilirim.
Bütün bunlar kişinin çevresi üzerindeki kontrol alanını genişletir. Dolayısıyla güç yalnızca başkalarını etkileme kapasitesi değildir; kendi hayatınız üzerindeki hareket alanınızı genişletme kapasitesidir.
Ama Gücün Bir Bedeli Vardır
Güç bir kez elde edilip cebinize koyabileceğiniz sabit bir varlık değildir.
Sürekli yeniden üretilmesi gerekir.
Bilginiz eskiyebilir. İlişkileriniz zayıflayabilir. Network’ünüz dağılabilir. Sektör değişebilir. Teknoloji uzmanlığınızı değersizleştirebilir. Unvanınızı kaybedebilirsiniz. Bugün size ihtiyaç duyan şirket, yarın başka bir yetkinliğe ihtiyaç duyabilir.
Bu nedenle gücün bedeli uyanık kalmaktır.
Uzmanlığınızı yenileyeceksiniz.
İlişkilerinizi koruyacaksınız.
Yeni ilişkiler kuracaksınız.
Bilgi kaynaklarınızı genişleteceksiniz.
İtibarınıza dikkat edeceksiniz.
Ve mümkün olduğu kadar gücünüzü tek bir kaynağa bağlamayacaksınız.
Çünkü yalnızca koltuğundan güçlü olan, koltuğunu kaybettiğinde güçsüzleşir. Yalnızca bir patronun desteğiyle güçlü olan, patron değiştiğinde yalnız kalır. Yalnızca tek bir uzmanlığa yaslanan kişi, o uzmanlık değersizleştiğinde pazarlık gücünü kaybeder.
Kalıcı güç, farklı güç kaynaklarının birleşmesinden doğar.
Kariyerinize bu gözle bakın.
Bugün sahip olduğunuz unvanı değil, o unvanı elinizden aldığımızda geriye ne kaldığını düşünün.
Ne biliyorsunuz?
Kimi tanıyorsunuz?
Kimler sizi tanıyor?
Hangi kritik bilgilere ulaşabiliyorsunuz?
Hangi problemi diğerlerinden daha iyi çözüyorsunuz?
Ve en önemlisi: Masadan kalkıp gidebilme özgürlüğünüz var mı?
Bu sorulara verdiğiniz cevaplar, gerçek profesyonel gücünüzü gösterir.
Çünkü iş hayatında güç, başkalarını ezmek değildir. Başkasına mecbur olmadan hareket edebilme, seçenek yaratabilme ve daha az savaşarak daha fazla sonuç alabilme kapasitesidir.
Bir sonraki yazıda, bu gücün nasıl kullanıldığını, nasıl korunacağını ve insanların sahip oldukları gücü hangi hatalarla kaybettiklerini konuşacağız.