
İş dünyasında sıkça söylenen ama çoğu zaman göz ardı edilen bir gerçek vardır: Çalışanlar, aslında şirketlerini değil yöneticilerini terk ederler.
Çalışan bağlılığını artırmak için yalnızca maaşlara zam yapmak ya da sosyal hakları genişletmek yetmez. Asıl mesele, çalışanla doğrudan ilişki kuran ilk ve orta kademe yöneticilerdir. Çünkü bir çalışanın şirkette kalma ya da ayrılma kararında en belirleyici faktör, yöneticisinin tavrı ve yaklaşımıdır.
Çalışanların %70’i Yöneticiler Yüzünden Ayrılıyor
Araştırmalar, şirketlerden ayrılan çalışanların yaklaşık %70’inin yöneticiler nedeniyle ayrıldığını gösteriyor. Çoğu yönetici, bu gerçekle yüzleşmek istemez ve “Ücret yüzünden gitti” bahanesine sığınır.
Oysa ücret, çoğu zaman sadece ayrılığı rasyonelleştirmek için kullanılan bir gerekçedir. Asıl sebep, çalışanın yöneticisiyle kurduğu ilişki ve o ilişkinin ona kattığı —ya da ondan götürdüğü— değerlerdir.
Yöneticinin Stratejik Gücü
Her yönetici şunu bilmeli: Siz, bu insanların şirkette çalışma kararlarını doğrudan etkileyen stratejik bir güce sahipsiniz.
Çalışanın işine dair motivasyonu, bağlılığı, hatta kariyer planları, büyük ölçüde sizin tavrınıza bağlıdır. Bir yönetici olarak adil, destekleyici, güvenilirseniz çalışanınız şirkete daha sıkı bağlanır. Ama küçümseyici, ilgisiz, adaletsizseniz, en nitelikli çalışan bile ilk fırsatta kapıyı çarpıp gider.
Hesap Sorulması Gereken Bir Alan
Bazı gelişmiş şirketlerde yöneticilerin altındaki çalışan devir oranı bir performans kriteri olarak değerlendirilir. Yani yöneticiye şu sorular sorulur:
- “Altından bu kadar insan niye ayrıldı?”
- “Sen şirketin en değerli kaynağı olan insan kaynağını niye kaybediyorsun?”
Çünkü her giden çalışan, sadece bir eksilen personel değildir. O kişiyle birlikte bilgi, tecrübe, enerji ve potansiyel de kaybolur. İşe alım ve eğitim maliyetleri artar, kurum kültürü zarar görür, işin sürekliliği bozulur.
Bu nedenle yöneticilerin, ekiplerinde yaşanan kayıplardan sorumlu tutulmaları son derece doğaldır.
Çalışan Bağlılığının Gerçek Sahipleri
Çalışanlar patronla değil, yöneticileriyle çalışır. Patronu belki ayda bir görür ama yöneticisini her gün görür. Bu yüzden çalışan bağlılığının gerçek sahipleri, aslında yöneticilerdir.
- Bir yönetici çalışanına değer verirse, o çalışan şirkete bağlanır.
- Bir yönetici adil davranmazsa, çalışan gözünde şirket de güven kaybeder.
- Bir yönetici ekip arkadaşını geliştirirse, şirkete uzun vadeli yatırım yapmış olur.
Sonuç: Şirketi Ayakta Tutan Yöneticilerdir
Çalışanların şirkette kalması ya da ayrılması, doğrudan yöneticilerle ilgilidir. Bu nedenle ilk ve orta kademe yöneticilere şu hatırlatmayı yapmak şart: İnsan kaynağı sizin elinizdedir. Onu koruyup geliştirmek de sizin görevinizdir, çarçur etmek de.
Unutmayın: İnsanlar şirketlerini değil, yöneticilerini terk ederler. Ve bu terk edişin bedelini yalnızca çalışan değil, şirketin tamamı öder.