Değerlerden mi bahsediyoruz?

Hayır, hayır…

Web sitenizin “Hakkımızda” bölümünde yazanlardan, toplantı salonlarının duvarlarına astığınız afili kelimelerden ya da şirket sunumlarında kullandığınız değerlerden bahsetmiyorum.

Yaşadığınız değerlerden bahsediyorum.

Çünkü bir şirketin gerçek değerleri, ne söylediğiyle değil; özellikle zor zamanlarda neyi tercih ettiğiyle ortaya çıkar.

Değerler yazılmaz.

Değerler yaşanır.

Bir Şirketin Gerçek Değerlerini Nasıl Anlarsınız?

Bir şirketin gerçek değerlerini öğrenmek istiyorsanız web sitesine bakmayın.

Tepe yönetiminin son birkaç yılda aldığı kritik kararlara bakın.

Para ile insan arasında kaldığında hangisini seçmiş?

Kısa vadeli kâr ile uzun vadeli yatırım arasında kaldığında ne yapmış?

Müşterisine verdiği söz maliyetli hâle geldiğinde sözünün arkasında durmuş mu?

İyi bir çalışanıyla güçlü bir yönetici arasında problem çıktığında kimi korumuş?

Ekonomik kriz geldiğinde ilk refleksi insan çıkarmak mı olmuş, başka çözümler mi aramış?

İşte şirketin gerçek değerleri burada görünür.

Tercihleriniz Değerlerinizi Oluşturur

Bir şirketin değerleri, tepe yönetiminin tekrar eden tercihlerinden oluşur.

Örneğin risk almak bir değerdir.

Büyüme odaklı olmak bir değerdir.

Kazandığı parayı tekrar yatırıma dönüştürmek bir değerdir.

Bugün karşılığını alamayacağını bildiği hâlde Ar-Ge’ye ve inovasyona yatırım yapmak bir değerdir.

Müşterisine verdiği sözü tutmak bir değerdir.

Tedarikçisine zamanında ödeme yapmak bir değerdir.

Çalışanın emeğini gerçekten takdir etmek bir değerdir.

Tecrübeye saygı göstermek bir değerdir.

Çalışkanlığı ve sadakati ödüllendirmek bir değerdir.

Yerel üreticiyi, yerel çalışanı veya bulunduğu bölgeyi öncelemek de bir değerdir.

Ama dikkat edin:

Bunların tam tersini yapmak da bir değerdir.

Verdiği sözden kolaylıkla dönmek…

İnsanları yalnızca maliyet olarak görmek…

Kısa vadeli kâr uğruna uzun vadeli ilişkileri feda etmek…

Yakınlarını kayırmak…

Bilgiden çok itaati ödüllendirmek…

Bunların tamamı da şirketin gerçek değerlerini oluşturur.

Sadece web sitesine yazmak isteyeceğiniz türden değerler değildir.

Değerler En Çok Zor Zamanlarda Görünür

İyi zamanlarda değer sahibi olmak kolaydır.

Para kazanırken cömert olabilirsiniz.

İşler yolundayken çalışan odaklı olabilirsiniz.

Müşteriyle problem yokken müşteri odaklı olduğunuzu söyleyebilirsiniz.

Gerçek değerleriniz ise çıkarlarınızla ilkeleriniz çatıştığında ortaya çıkar.

Çünkü değer, bedel ödemeyi göze aldığınız ilkedir.

Hiçbir maliyeti olmayan şey değer değil, tercihtir.

Bu nedenle bir şirketin kültürünü anlamak istiyorsanız kriz dönemlerinde ne yaptığına bakın.

Orada şirketin makyajı akar ve gerçek yüzü ortaya çıkar.

Değerler Kültüre Nasıl Dönüşür?

Bugün iş dünyasında en fazla konuşulan kavramlardan biri kurum kültürü.

Herkes güçlü bir kültür oluşturmak istiyor.

Ama kültür nedir?

Bana göre kültür, en basit ifadeyle:

Değerlerin organizasyona dönüşmüş hâlidir.

Tepe yönetiminin tercihleri tekrarlandıkça değerleri oluşturur.

Bu değerler;

işe alım sistemlerine,

terfilere,

ödüllere,

cezalara,

yönetici davranışlarına,

performans sistemlerine,

toplantı biçimlerine,

hatta insanların birbirleriyle konuşma şekillerine

yansımaya başladığında kültüre dönüşür.

Artık kimsenin bir şey söylemesine gerek kalmaz.

Çalışanlar bilir:

“Bizde işler böyle yapılır.”

İşte kültür budur.

Duvara Adalet Yazmakla Adil Olamazsınız

Şirketinizin web sitesinde “adalet” yazabilir.

Peki ücret sisteminiz adil mi?

Terfileriniz liyakate dayanıyor mu?

Kurallar herkese eşit uygulanıyor mu?

Patronun yakınıyla sıradan çalışan aynı prosedürlere tabi mi?

Değilse, değeriniz adalet değildir.

Duvarınıza ne yazdığınızın hiçbir önemi yoktur.

Aynı şekilde “insana saygı” diyebilirsiniz.

Ama yöneticileriniz çalışanlarını aşağılıyorsa…

Mavi yakalılara ikinci sınıf insan muamelesi yapılıyorsa…

Çalışanların fikirleri dinlenmiyorsa…

Sizin değeriniz insana saygı değildir.

Sadece öyle görünmek istiyorsunuzdur.

Kültür Beyan Edilmez, Tecrübe Edilir

Hiçbir çalışanınızı, müşterinizi veya tedarikçinizi yaşadığından farklı bir kültürünüz olduğuna ikna edemezsiniz.

Çünkü kültür bir iletişim kampanyası değildir.

Canlıdır.

Her gün yeniden üretilir.

Çalışan sabah kapıdan girdiğinde kültürü yaşamaya başlar.

Yöneticisinin selam verip vermemesinden…

Toplantıda kimin sözünün kesildiğinden…

Hatanın nasıl karşılandığından…

Kimin terfi ettirildiğinden…

Kimin görmezden gelindiğinden…

Kültürünüzü okur.

İnsanlar kurum kültürünü şirket kitapçıklarından değil, yaşadıkları tecrübelerden öğrenirler.

Kültürden İklime

Kültürün bir sonraki sonucu ise kurumsal iklimdir.

Kurumsal iklim, bir şirketin kapısından içeri girdiğiniz anda hissetmeye başladığınız atmosferdir.

Bazı şirketlere girersiniz:

İnsanlar rahattır.

Birbirleriyle konuşurlar.

Gülerler.

Yöneticilerine soru sorabilirler.

Hata yaptıklarında dünyanın sonunun gelmeyeceğini bilirler.

Bazı şirketlere girersiniz:

Koridorlarda sessizlik vardır.

İnsanlar yöneticilerini gördüğünde gerilir.

Kimse açık konuşmaz.

Toplantılarda herkes birbirinin yüzüne bakar.

İşte bu fark, kurumsal iklimdir.

Ve iklim tesadüfen oluşmaz.

Kültür tarafından üretilir.

İklimden Çalışan Deneyimine

Kurumsal iklim de çalışanın şirkette yaşadığı deneyimi belirler.

Güvenin hâkim olduğu bir iklimde çalışan;

daha rahat konuşur,

daha fazla sorumluluk alır,

hata yapmaktan korkmaz,

fikir üretir,

iş birliği yapar.

Korkunun hâkim olduğu bir iklimde ise çalışan;

sessizleşir,

kendini korur,

risk almaz,

sadece söyleneni yapar

ve ilk fırsatta başka bir iş aramaya başlar.

İşte çalışan deneyimi dediğimiz şey de burada ortaya çıkar.

Zinciri Gördünüz mü?

Şimdi büyük resmi yeniden kuralım:

Tercihler → Değerler → Kültür → Kurumsal İklim → Çalışan Deneyimi

Yönetimin tercihleri değerleri oluşturur.

Tekrarlanan değerler kültüre dönüşür.

Kültür, şirketin iklimini yaratır.

İklim de çalışanın o şirkette nasıl hissettiğini ve nasıl davrandığını belirler.

Sonra şirketler bize soruyor:

“Çalışanlarımız neden motive değil?”

Cevabı bazen motivasyon programlarında değil, yıllar önce yaptığınız yönetim tercihlerinde aramak gerekir.

Kültür Sonuçtur

Bu nedenle kurum kültürünü doğrudan değiştiremezsiniz.

Duvarlara yeni değerler yazıp kültürünüzü değiştiremezsiniz.

Yeni sloganlar üretip kültürünüzü değiştiremezsiniz.

Önce davranışları ve tercihleri değiştirmek zorundasınız.

Tepe yönetimi farklı davranacak.

Yöneticiler farklı davranacak.

Sistemler bu davranışları destekleyecek.

Bunlar yeterince uzun süre tekrar edildiğinde değerler gerçeklik kazanacak.

Değerler organizasyona yayıldığında ise kültür değişmeye başlayacaktır.

Son Söz

Sevgili şirketler;

Değerlerinizi web sitenizde aramayın.

Son beş yılda verdiğiniz kararlara bakın.

Kimi işe aldınız?

Kimi terfi ettirdiniz?

Kimi cezalandırdınız?

Kimi korudunuz?

Neye para harcadınız?

Neden vazgeçmediniz?

Neyi görmezden geldiniz?

İşte gerçek değerleriniz bunların içinde saklı.

Çünkü değerleriniz söyledikleriniz değil, tekrar tekrar yaptıklarınızdır.

Kültürünüz de bu davranışların organizasyonunuzda bıraktığı izdir.

Kurumunuzun gerçek değerlerini, mevcut kültürünü ve çalışanların yaşadığı kurumsal iklimi görmek istiyorsanız; beyan edilen değerleri değil, yaşanan gerçekliği birlikte analiz edelim.

Çünkü kültürü değiştirmek istiyorsanız önce kendinize şu soruyu sormanız gerekir:

“Biz neye inanıyoruz?” değil, “Biz gerçekte nasıl davranıyoruz?”

Tıkla ve Yönetim Kültürünü Test Et : https://arthaconsult.com/artha-yonetim-sagligi-testi.html

About The Author