Bu hayatta başarılı olmak istiyorsanız, önce kendinize dürüst bir soru sormanız gerekir: Ben ne istiyorum?
Başarı, tesadüflerle ya da başkalarının çizdiği yollarla gelmez. Başarı, önce bir hedefle başlar. Net, somut ve sizi gerçekten heyecanlandıran bir hedefle.

Bir hedefiniz yoksa, çok çalışmanızın da, yorulmanızın da, fedakârlık yapmanızın da anlamı yoktur. Çünkü nereye gittiğini bilmeyen bir insan için hiçbir rüzgâr doğru yönden esmez. Bu yüzden başarı yolculuğunun ilk ve vazgeçilmez adımı, hedef koymaktır.

Ama burada önemli bir yanılgı var:
Hedef koymak tek başına yeterli değildir.

Konfor Alanından Çıkmadan Olmaz

Hedef belirledikten sonra sizi bekleyen ilk sınav, konfor alanınızla vedalaşma cesaretidir. Çünkü hedefe giden yol, genellikle rahat değildir. Alışkanlıklarınızı, ezberlerinizi ve güvenli alanlarınızı terk etmenizi ister.

Konfor alanı; bildiğiniz, tanıdığınız, kontrol edebildiğiniz her şeydir. Ama aynı zamanda sizi olduğunuz yerde tutan görünmez bir zincirdir. Bu zinciri kırmadan ilerlemek mümkün değildir. Cesaret tam olarak burada devreye girer.

Cesaret; korkusuzluk değildir.
Cesaret, korkuya rağmen yürümeye devam edebilmektir.

İlk adımı atarsınız, evet. Bu iyi bir başlangıçtır. Ama şunu bilmek gerekir: Başarı, ilk adımı atanların değil, yolda kalmayanların hikâyesidir.

Motivasyon Her Zaman Yüksek Olmaz

Başarı yolculuğunda en büyük yanılgılardan biri de şudur:
“Sürekli motive olmalıyım.”

Hayır. Her gün motive hissetmeyeceksiniz. Bazı günler cesaretiniz kırılacak. Bazı günler kendinizi yorgun, isteksiz, hatta umutsuz hissedeceksiniz. Bazen hedefiniz gözünüze imkânsız görünecek. Bazen “Ben neden bu yola çıktım?” diyeceksiniz.

İşte tam da bu noktada başarıyı belirleyen şey motivasyon değil, iradedir.

İrade; canınız istemediğinde de devam edebilme gücüdür.
İrade; kendinizi iyi hissetmediğiniz günlerde bile hedefinizin yönünü kaybetmemektir.

Güçlü insanlar, her zaman güçlü hissettikleri için değil; güçsüz hissettikleri anlarda bile yürümeyi sürdürdükleri için güçlüdürler.

Dağılmadan İlerleyebilmek

Hedefe giden yol dümdüz değildir. Bu yolda sizi sürekli dağıtacak şeyler olur:
Kafanızı karıştıran insanlar, moralinizi bozan olaylar, sizi ürküten belirsizlikler, enerjinizi emen ilişkiler…

Hayat, dikkatinizi dağıtmak konusunda son derece cömerttir.

Bu yüzden başarı, sadece çalışmakla değil; dağılmamayı öğrenmekle de ilgilidir. Gözünüzü hedeften ayırmadan ilerleyebilme disiplinine sahip olmanız gerekir. Her sese kulak vermek zorunda değilsiniz. Her çağrıya cevap vermek zorunda değilsiniz. Her eleştiriyi ciddiye almak zorunda değilsiniz.

Disiplin, neye “hayır” diyeceğinizi bilmektir.

Enerji: Görünmeyen Yakıt

Bir diğer kritik mesele ise enerjidir.
Daha fazlasını yapabilmek için, bir adım daha atabilmek için enerji gerekir. Enerji sadece fiziksel değildir; zihinsel ve duygusal bir kaynaktır.

Enerjinizi düşüren insanları, ortamları ve alışkanlıkları fark etmeden başarı yolunda ilerlemek zordur. Sürekli şikâyet edenler, sürekli korku yayanlar, sürekli sizi aşağı çekenler… Bunlar hedef yolculuğunun gizli sabotajcılarıdır.

Başarı isteyen bir insanın, enerji yönetimi yapmayı öğrenmesi gerekir. Size fayda sağlamayan bir yaşam tarzını sürdürerek büyük hedeflere ulaşamazsınız. Hayatınız, hedefinizle uyumlu olmalıdır.

En Büyük Rakibiniz: Kendiniz

Ve belki de en zor ama en önemli gerçek şudur:
Bu yolda karşılaştıklarınız, sizinle aynı hedefe yürüyenler ya da sizi geçenler aslında o kadar da önemli değildir.

Bu yolda en büyük rakip de en büyük düşman da da sizsiniz.

Korkularınız, tembelliğiniz, erteleme alışkanlıklarınız, “sonra yaparım”larınız, kendinize anlattığınız mazeretler… Bunlar sizi yavaşlatan asıl engellerdir.

Bir gün başarısız olduğunuzda, mazeretleriniz kimseyi ilgilendirmez. Dünya, neden yapamadığınızla değil; ne yaptığınızla ilgilenir. Başarı ve başarısızlık konusunda tek muhatabınız yine kendinizsiniz.

Son Söz

Bu nedenle, hedef koyun.
Cesur olun.
Konforunuzdan vazgeçin.
Dağılmamayı öğrenin.
Enerjinizi koruyun.
Ve en önemlisi, kendinize karşı dürüst olun.

Çünkü bu yolda, en büyük mücadele dışarıda değil, içeridedir.

Ve bu mücadeleyi kazananlar, sonunda hedeflerine ulaşırlar.

About The Author