
Zaman kaybedip lafı dolandırmaya gerek yok. Yöneticilerden tek bir beklentimiz vardır ve onu da çok iyi yapmalarını isteriz. O beklenti şudur: İnsan yönetmek.
Eğitim verdiğim kurumlarda yöneticilere sıklıkla şu soruyu sorarım:
“Sizi niye yönetici yaptılar?”
Gelen cevaplar neredeyse her yerde aynıdır:
“Başarılı olduğum için.”
“Çalışkan olduğum için.”
“Dürüst olduğum için.”
“Güvenilir olduğum için.”
“İşi iyi bildiğim için.”
Bu cevapların hepsi kıymetlidir. Ancak bu özellikler, bir insanı iyi bir çalışan yapar; iyi bir yönetici yapmaz. İşte tam da burada kritik bir yanılgı başlar.
Başarılı olduğu için, dürüst olduğu için, işi iyi bildiği için terfi ettiğini düşünen birçok yönetici, yönetici olduktan sonra da aynı özellikleri tekrar ederek başarılı olmaya çalışır. “Ben çalışkandım, yine çok çalışırım.” “Ben işimi iyi biliyorum, yine işi en iyi ben yaparım.” “Ben dürüstüm, insanlar bana saygı duyar.”
Oysa yöneticilik bir uzmanlık pozisyonu değil, bir insan yönetimi pozisyonudur.
Yönetici Satışçı Değildir, Üretici Değildir, Uzman Değildir
Bir yöneticinin tek bir görevi vardır: İnsan yönetmek.
Yöneticinin işi satış yapmak değildir.
Yöneticinin işi proje yapmak değildir.
Yöneticinin işi üretim yapmak değildir.
Yöneticinin görevi, satış yapanları, proje yapanları, üretim yapanları doğru şekilde yönetmektir.
Bir yönetici hâlâ en iyi satışçı olmaya çalışıyorsa, hâlâ en iyi mühendis olmaya çalışıyorsa, hâlâ en iyi operatör olmaya çalışıyorsa; aslında yöneticilik görevini ihmal ediyor olabilir. Çünkü odağı işten insana kaydırması gerekirken, işte kalmaya devam ediyordur.
Yöneticilik bir “ben” pozisyonu değildir.
Yöneticilik bir “biz” pozisyonudur.
Takım Ruhu Oluşturmak: İlk Sorumluluk
Bir yönetici, ekibini doğru yönetebilmek için önce takım ruhu oluşturmak zorundadır.
Takım ruhu kendiliğinden oluşmaz. İnsanlar bir odaya konuldu diye takım olmazlar. Ortak hedef, ortak sorumluluk ve karşılıklı güven olmadan ekipler sadece kalabalıktır.
Yönetici;
- İnsanları ortak bir amaç etrafında birleştirmeli,
- “Benim işim” anlayışını “Bizim hedefimiz” anlayışına dönüştürmeli,
- Ekip içi dayanışmayı beslemelidir.
Takım ruhu olmayan yerde verim geçicidir. Kriz anında ekip dağılır, sorumluluk başkasına atılır, performans düşer.
Çatışma Yönetimi: Görmezden Gelmek Çözüm Değildir
Her ekipte çatışma olur. Farklı karakterler, farklı beklentiler ve farklı iletişim tarzları kaçınılmaz olarak sürtüşme yaratır.
İyi yönetici çatışmayı bastırmaz; yönetir.
Çatışmaları görmezden gelen bir yönetici, aslında sorunu büyütür. Küçük kırgınlıklar zamanla gruplaşmalara, gruplaşmalar da yıkıcı kültüre dönüşür.
Yönetici;
- Tarafsız kalabilmeli,
- Dinleyebilmeli,
- Adil çözüm üretebilmeli,
- Kırgınlıkları kalıcı düşmanlıklara dönüştürmeden çözebilmelidir.
Bu beceri teknik değil, insani bir beceridir.
Hedef Koymak ve Geri Bildirim Vermek
İnsan yönetiminin en kritik iki aracı vardır: Hedef koymak ve geri bildirim vermek.
Hedef koyamayan yönetici, yön gösteremez.
Geri bildirim veremeyen yönetici, gelişim sağlayamaz.
Bir yönetici çalışanına net, ölçülebilir ve anlamlı hedefler koymak zorundadır. “Elinden geleni yap” hedef değildir. “Daha dikkatli ol” yön göstermez.
Aynı şekilde geri bildirim de cesaret ister.
İyi yapılanı takdir etmek, eksik yapılanı yapıcı bir şekilde ifade etmek, gelişim alanlarını göstermek yöneticinin temel görevidir.
Geri bildirim kültürü olmayan kurumlarda insanlar ya kırılır ya da gelişmez.
Adalet ve Güven: Yönetimin Omurgası
Bir yönetici adil değilse, ne kadar teknik bilgisi olursa olsun başarısızdır.
Adalet;
- Performansa göre değerlendirme,
- Ayrımcılık yapmama,
- Tutarlı davranma demektir.
Güven ise sözle değil davranışla inşa edilir. Çalışan, yöneticisinin arkasında durduğunu, zor zamanda destek olduğunu ve sözünü tuttuğunu gördüğünde güven oluşur.
Adalet ve güven yoksa, saygı da yoktur. Saygı olmayan yerde ise yönetim değil, yalnızca pozisyon vardır.
Asıl Soru
Peki yöneticileriniz tek işlerinin insan yönetmek olduğunu biliyorlar mı?
Birçok kurumda yöneticiler teknik başarıları nedeniyle terfi eder, ancak insan yönetimi konusunda hiçbir sistematik eğitim almazlar. Sonra da ekiplerindeki huzursuzluk, düşük motivasyon ve yüksek turnover şaşkınlıkla izlenir.
Oysa çözüm basittir ama ciddidir:
Yöneticilere insan yönetme farkındalığını kazandırmak.
İnsan yönetimi;
- Psikoloji bilgisi,
- İletişim becerisi,
- Adalet bilinci,
- Liderlik disiplini gerektirir.
Bu bilinç oluşturulmadığı sürece, kurumların liderlik kapasitesi sınırlı kalır.
Sonuç
Yöneticilik bir unvan değildir; bir sorumluluktur.
Ve o sorumluluğun özeti şudur:
İnsan yönetmek.
Eğer kurumunuzun performansını, bağlılığını ve kültürünü gerçekten yukarı taşımak istiyorsanız; yöneticilerinizin bu temel gerçeği içselleştirmesini sağlamalısınız.
Kurum içi her kademeden yöneticilerinize insan yönetme farkındalığını birlikte kazandıralım.
Liderlik kapasitenizi bir üst seviyeye taşımak için bilgi@arthaconsult.com adresinden benimle temas kurabilirsiniz.