İş hayatının üzerinde çok konuşulmayan fakat bir o kadar da hayati bir gerçeği vardır:
Bir işten ayrılmak, en az o işe girmek kadar önemli ve kritiktir.

Hatta çoğu zaman daha belirleyicidir. Çünkü işten ayrılma biçimi; kişinin iş dünyasındaki itibarı, gelecekteki fırsatları, sektör içindeki ilişkileri ve kendi kariyer hikâyesinin devamı üzerinde doğrudan iz bırakır. Ne kadar iyi çalışırsanız çalışın, nasıl ayrıldığınız hafızalarda kalır.

Bu yüzden “doğru ayrılmak” gerçek bir başarıdır ve başlı başına bir sanattır.

Her İş, Bir Gün Biter

İş hayatına adım atan herkesin kabul etmesi gereken ilk gerçek şudur:
Girdiğiniz hiçbir işte sonsuza kadar çalışmayacaksınız.

Bu bir gerçekliktir:

  • Ya siz ayrılacaksınız,
  • Ya şirket sizi bırakacak,
  • Ya şartlar değişecek,
  • Ya fırsatlar değişecek.

Kariyer, kesintisiz bir yol değil; dönem dönem farklı yönlere ayrılan bir patikadır. Bu nedenle ayrılık, iş yaşamının doğal bir parçasıdır. Buna hazırlıklı olmak; duygusal dayanıklılık, profesyonel olgunluk ve doğru strateji gerektirir.

Kovulmak Bir Felaket Değil, Bir Olasılıktır

Kovulmak, birçok genç profesyonelin zihninde dramatik bir kırılma, kişisel bir başarısızlık gibi durur. Oysa özellikle kurumsal yapılara yeterince içeriden bakan herkes bilir ki:
Kovulmak çoğu zaman kişisel değil, organizasyoneldir.

Şirketler insan değildir.
Duyguları yoktur.
Affetmezler de kızmazlar da.
Sadece çıkarlarına göre karar alırlar.

Ve bu nedenle çok çeşitli gerekçelerle ayrılık kararı çıkabilir:

  • Sizi beğenmezler.
  • Sizi yeterli bulmazlar.
  • Sizi tehdit olarak görürler.
  • Siz çok yeteneklisinizdir, bu rahatsız eder.
  • Siz zayıfsınızdır, bu rahatsız eder.
  • İletişiminiz kötü olabilir.
  • Ekibe uyum sağlamamış olabilirsiniz.
  • Yeterli katma değer üretmiyor olabilirsiniz.
  • Sadece politik dengeler değişmiştir.

Kısacası şirketler subjektif yapılardır.
Bu subjektiflik, sizin objektif doğrularınızla çelişebilir. Ve bu çelişki, ayrılıkla sonuçlanabilir.

Dolayısıyla profesyonel olan şudur:
Kovulduğunuzu kişisel olarak alıp kırılmak yerine, bunu iş dünyasının olağan bir parçası olarak görmek.

Neden “Doğru Ayrılmak” Bu Kadar Önemli?

Bir işten ayrılmak, kariyerinizin en kritik dönemeçlerinden biridir. Çünkü ayrılış şekliniz:

  • Sektördeki itibarınızı,
  • Çevrenizle ilişkilerinizi,
  • Eski yöneticilerinizin sizin hakkınızdaki düşüncelerini,
  • Referans mektuplarınızı,
  • Gelecek iş fırsatlarınızı doğrudan etkiler.

Bir kişi doğru ayrıldığında, arkasında kırık dökük ilişkiler bırakmaz.
Köprüleri yakmaz.
Büyük konuşmaz.
İntikam almaz.
Kapıları kapatmaz.

Tam tersine:

  • Nezaketle vedalaşır,
  • Teşekkür eder,
  • Kuruma katkısını net ifade eder,
  • Geriye temiz bir iz bırakır,
  • Kendine yeni kapılar açar.

Profesyonellik budur.

Doğru Ayrılmak Ne Demektir?

Aşağıdaki beş davranış, doğru ayrılmanın temelidir:

1. Soğukkanlı ve kontrollü olmak

Duygusal patlamalara yer vermeden, sakin bir şekilde süreci yönetmek.

2. Geçiş sürecine yardım etmek

Devam eden işleri düzgün devretmek, şirkete destek olmak. Bu, olgunluk göstergesidir.

3. “Son izlenim” bilincinde olmak

İnsanlar çoğu zaman son andaki davranışlarınızı hatırlar. Ayrılış, son izlenimi belirler.

4. Gereksiz konuşmalardan kaçınmak

Dedikoduya, suçlamaya, negatif söylemlere girmemek.

5. Teşekkür etmek ve kapıları açık bırakmak

İyi ilişkilerle ayrılan kişi her zaman avantajlıdır.

Bazı kapılar bir gün tekrar çalınır.
Bazı yöneticiler gelecekte referans olur.
Bazı ekip arkadaşları başka şirketlerde karşınıza çıkar.

İş dünyası sanıldığından çok daha küçüktür.

Ayrılmak Da Bir Başarıdır

Ayrılık, çoğu zaman kişinin kendini yeniden tanımladığı, olgunlaştığı ve büyüdüğü bir andır.
Zorludur ama gereklidir.
Duygusaldır ama profesyonelliğin sınavıdır.

Bu nedenle “doğru ayrılmak” bir beceridir.
Hatta çoğu zaman işe girmek kadar büyük bir başarıdır.

Çünkü işe girerken kapılar size açılır.
Ama ayrılırken kapıdan nasıl çıktığınız tamamen sizin elinizdedir.

Ve profesyonelliğin özü şudur:

Nasıl başlıyorsanız, öyle bitirmelisiniz.
Nasıl bitiriyorsanız, öyle hatırlanırsınız.

About The Author