Her yönetsel kararın üç boyutu vardır.

Ama çok az yönetici, verdiği kararları bu genişlikte kavrayabilecek bir yönetim anlayışına sahiptir.

Bir çalışanı terfi ettiriyorsunuz.

Bir bölümün yöneticisini değiştiriyorsunuz.

Bir çalışana zam yapıyor, diğerine yapmıyorsunuz.

Fazla mesai kararı alıyorsunuz.

Bir yöneticiyi cezalandırıyor veya yaptığı bir yanlış karşısında sessiz kalıyorsunuz.

Bunların hiçbiri yalnızca o anda çözdüğünüz problemden ibaret değildir.

Çünkü şirket, birbirinden bağımsız insanların ve bölümlerin yan yana dizildiği mekanik bir yapı değil; birbirini sürekli etkileyen unsurlardan oluşmuş karmaşık bir sosyal ekosistemdir.

Bir noktaya dokunduğunuzda, sistemin başka noktalarında da sonuç üretirsiniz.

İyi yöneticiyi vasat yöneticiden ayıran en önemli özelliklerden biri de tam olarak budur:

Kararının kaç adım sonrasını görebildiği.

Birinci Boyut: Kararın İdari Boyutu

Her yönetsel kararın ilk boyutu idaridir.

Basitçe şu sorularla ilgilidir:

“Bu kararı almaya yetkim var mı?”

“Bu konu benim sorumluluğumda mı?”

“Prosedür ne diyor?”

“Üst yönetim bana ne talimat verdi?”

Bunlar elbette önemlidir.

Çünkü organizasyonların düzen içerisinde çalışabilmesi için yetki ve sorumlulukların belirlenmiş olması gerekir.

Ama yönetim yalnızca bundan ibaret değildir.

Eğer yöneticilik yalnızca kendisine verilen yetkileri kullanmak ve yukarıdan gelen talimatları yerine getirmek olsaydı, yöneticiye ihtiyacımız olmazdı.

İyi hazırlanmış prosedürler ve birkaç yazılım yeterli olurdu.

C Sınıfı Yönetici: “Yetkim Varsa Yaparım”

Ben kararların yalnızca bu boyutunu görebilen yöneticileri C sınıfı yöneticiler olarak tanımlıyorum.

C sınıfı yönetici şunu düşünür:

“Yetkim var mı?”

Varsa yapar.

“Talimat geldi mi?”

Geldiyse uygular.

“Prosedürde yazıyor mu?”

Yazıyorsa gerçekleştirir.

Kararın bundan sonra yaratacağı sonuçlarla fazla ilgilenmez.

Kendisine verilen görevle aldığı sonuç arasındaki dünyayı göremez.

Bu nedenle bu kişiler çoğu zaman yönetici değil, üst düzey uygulayıcıdırlar.

Hasbelkader bir yönetim pozisyonuna gelmiş olabilirler ama gerçek anlamda yönetici kumaşına sahip olduklarını söylemek zordur.

İkinci Boyut: Finansal Etki

İkinci boyut finansaldır.

İyi bir yönetici aldığı her kararın şirkete ne kazandıracağını veya neye mal olacağını bilir.

Bir çalışanı işten çıkarmanın maliyeti nedir?

Bir makineyi yenilemenin geri dönüşü ne olacaktır?

Fazla mesai yaptırmak mı, yeni çalışan almak mı daha avantajlıdır?

Bir müşteriye verilen indirimin şirkete gerçek maliyeti nedir?

Her yönetsel kararın ekonomik bir karşılığı vardır.

Ve yöneticilik yapan bir insan bunu bilmek zorundadır.

B Sınıfı Yönetici: Paranın Nereye Gittiğini Bilir

Kararın idari boyutunun yanında finansal sonucunu da görebilen yönetici artık B sınıfına yükselmiştir.

Bu yönetici yalnızca;

“Bunu yapabilir miyim?”

diye sormaz.

Aynı zamanda;

“Bunu yaparsam şirkete neye mal olur?”

diye sorar.

Bu önemli bir gelişmedir.

Çünkü artık yönetici yalnızca bürokratik değil, ekonomik düşünmeye başlamıştır.

Ancak hâlâ eksik bir şey vardır.

Hem de şirketlerin çoğu zaman görmediği çok büyük bir eksik:

İnsan.

Üçüncü Boyut: Kararın Psikolojik Etkisi

Yönetsel kararın üçüncü boyutu psikolojiktir.

Ve gerçek yöneticilik büyük ölçüde burada başlar.

Çünkü aldığınız her karar çalışanlar tarafından gözlemlenir, yorumlanır ve anlamlandırılır.

Birini terfi ettirdiğinizde yalnızca bir pozisyonu doldurmazsınız.

Diğer çalışanlara da şu mesajı verirsiniz:

“Bu şirkette böyle davranan insanlar yükselir.”

Bir yöneticinin hatasını görmezden geldiğinizde yalnızca o olaya sessiz kalmazsınız.

Organizasyona şu mesajı verirsiniz:

“Bu davranış burada kabul edilebilir.”

Bir çalışanı haksız yere cezalandırdığınızda yalnızca bir kişiyi cezalandırmazsınız.

Bunu gören onlarca insanın adalet algısını da etkilersiniz.

İşte A sınıfı yönetici bu görünmeyen sonuçları görebilen yöneticidir.

A Sınıfı Yönetici: İnsan Psikolojisini de Yönetir

A sınıfı yönetici aldığı kararın;

kişi bazında,

ekip bazında,

bölüm bazında,

organizasyon bazında

yaratacağı psikolojik sonuçları düşünür.

Üstelik yalnızca bugünkü sonucu değil, uzun vadeli etkisini de hesaba katar.

Bu nedenle A sınıfı yöneticiler;

kimi ödüllendirdiklerine,

kimi cezalandırdıklarına,

kimi görmezden geldiklerine,

kimi desteklediklerine,

kiminle yakın göründüklerine,

hangi olay karşısında sustuklarına

ve hangi konuda ne söylediklerine çok dikkat ederler.

Çünkü bilirler ki:

Yöneticinin davranışı hiçbir zaman yalnızca davranış değildir. Aynı zamanda mesajdır.

Ve çalışanlar bu mesajları dikkatle okurlar.

Yönetici Sustuklarıyla da Yönetir

Bu nokta özellikle önemlidir.

Çünkü yöneticiler çoğu zaman yalnızca yaptıklarının sonuç ürettiğini düşünürler.

Oysa yapmadıkları da sonuç üretir.

Bir adaletsizliğe sessiz kalmak…

Başarılı bir çalışanı takdir etmemek…

Bir yöneticinin zorbalığını görmezden gelmek…

Bunların tamamı organizasyon içerisinde anlam üretir.

Çalışanlar yöneticinin yalnızca ne söylediğine değil, neye sustuğuna da bakarlar.

Gerçek yönetim sanatı biraz da bu görünmeyen sonuçları okuyabilme becerisidir.

Bir de Sınıf Üstü Yöneticiler Vardır

Ancak A sınıfının üzerinde çok daha nadir bulunan bir yönetici tipi vardır.

Ben bunlara sınıf üstü yöneticiler diyorum.

Çünkü bu insanlar yalnızca kararın idari, finansal ve psikolojik boyutlarını görmekle kalmazlar.

Bu üç boyutun şirketin büyük resmi içerisindeki etkileşimini de görebilirler.

Bir kararın;

bugünkü finansal sonucunun,

yarınki çalışan davranışını,

gelecekteki kurum kültürünü,

müşteri deneyimini,

işveren markasını

ve şirketin uzun vadeli rekabet gücünü nasıl etkileyeceğini düşünürler.

İşte gerçek stratejik yönetim burada başlar.

Büyük Resmi Görmek Neden Bu Kadar Zor?

Çünkü şirket ekosistemi son derece karmaşıktır.

Bir karar bazen bugün para kazandırırken yarın büyük bir maliyet yaratabilir.

Örneğin yüksek performans gösteren ama çalışanlarına kötü davranan bir satış yöneticisini yalnızca satış sonuçları nedeniyle koruyabilirsiniz.

Finansal açıdan karar doğru görünebilir.

Ama birkaç yıl içerisinde o yöneticinin altında çalışan iyi insanların şirketi terk etmesi, kurum kültürünün bozulması, çalışan bağlılığının düşmesi ve şirketin kötü bir işveren olarak tanınması mümkündür.

Bugün kazandığınız para, yarın kaybettiğiniz organizasyona dönüşebilir.

Sınıf üstü yönetici bunu önceden görür.

Yönetim Bir Karar Sanatıdır

Bu nedenle yöneticilik yalnızca karar almak değildir.

Kararın sonuçlarını görebilmektir.

C sınıfı yönetici bir adım sonrasını görür:

“Yapabilir miyim?”

B sınıfı iki adım sonrasını:

“Bunun maliyeti nedir?”

A sınıfı üçüncü boyutu ekler:

“İnsanlar bundan nasıl etkilenecek?”

Sınıf üstü yönetici ise hepsinin üzerine çıkar ve sorar:

“Bu karar, şirketin bütün ekosistemini bugün ve gelecekte nasıl değiştirecek?”

Yönetici kalitesi biraz da bu görüş mesafesidir.

Son Söz

Sevgili şirketler;

Yöneticilerinizi yalnızca sonuçlarına bakarak değerlendirmeyin.

Nasıl düşündüklerine bakın.

Karar verirken kaç değişkeni hesaba kattıklarına bakın.

İnsanı görüyorlar mı?

Kararın ikinci ve üçüncü etkilerini hesaplayabiliyorlar mı?

Büyük resmi okuyabiliyorlar mı?

Çünkü yönetim pozisyonunda bulunmak insanı yönetici yapmaz.

Gerçek yönetici;

yetkisini bilen, maliyeti hesaplayan, insan psikolojisini anlayan ve bütün bunların büyük resimde yaratacağı sonuçları görebilen kişidir.

Peki sizin yöneticileriniz hangi sınıfta?

C mi?

B mi?

A mı?

Yoksa şirketinizi geleceğe taşıyabilecek o nadir, sınıf üstü yöneticilerden mi?

Ve eğer siz bir yöneticiyseniz:

Kendinizi hangi sınıfta görüyorsunuz?

Şirketinizin Yönetim Olgunluğunu ölçmek için tıklayın:

https://host.godaddy.com/mwp/site/00824d5a-4eff-4352-828d-7ded71b598db/sso?path=%2Fwp-admin&type=wp&itc=mya_vh_buildwebsite_dashboard&ventureId=60b13e81-414a-4bf8-8be3-a78ba0afa9cd&siteTitle=Artha%20Consult%20%7C%20E%C4%9Fitim%20%26%20Dan%C4%B1%C5%9Fmanl%C4%B1k

About The Author