Kendinize saplanıp kalmayın. Eğitim, bilgi, çalıştığınız şirket, sahip olduğunuz ilişkiler ve önünüze çıkan fırsatlar, sizi hedeflerinize götürecek birer araçtır. Bu araçların gücünü, sınırlarını ve sizi nereye kadar taşıyabileceklerini doğru değerlendirin. Ve doğru atlara oynayın!

Günümüzde internet, kişisel gelişim uzmanlarının başarı ve mutluluk reçeteleriyle dolu. Her yerde aynı şeyler söyleniyor: Kendinize inanın, pozitif düşünün, hedefler belirleyin, çok çalışın, asla pes etmeyin ve kendi potansiyelinizi keşfedin.

Sanki başarı, insanın kendi içerisinde saklı olan ve yeterince çaba gösterdiğinde ortaya çıkacak bir hazineymiş gibi anlatılıyor.

Oysa gerçek hayat böyle işlemiyor.

Çünkü başarı, yalnızca sizin ne kadar çalıştığınızla, ne kadar zeki olduğunuzla veya ne kadar kararlı olduğunuzla ilgili değildir. Başarı, büyük ölçüde içerisinde bulunduğunuz koşullarla, sahip olduğunuz imkânlarla, kurduğunuz ilişkilerle ve yararlanabildiğiniz fırsatlarla ilgilidir.

Başarı yalnızca içeride değildir. Büyük ölçüde dışarıdadır. Ve çoğu zaman onu size başkaları kazandırır.

Bu gerçeği kavrayamayan insanlar, bütün enerjilerini kendilerini zorlamaya harcarken; kavrayanlar, kendilerini hedeflerine taşıyacak doğru araçları ve doğru insanları ararlar.

Kendi Kendini Kamçılayan At mı, Doğru Ata Binen Jokey mi?

Pazarlama dünyasının önemli isimlerinden Al Ries ve Jack Trout, Horse Sense: The Key to Success Is Finding a Horse to Ride adlı kitaplarında, başarıya ilişkin alışılmış düşünceleri sorgularlar.

Yazarlara göre başarı, yalnızca sıkı çalışmak, kendini geliştirmek ve kişisel hedeflere odaklanmakla açıklanamaz. Asıl mesele, sizi başarıya taşıyabilecek doğru atı bulmaktır.

Burada son derece çarpıcı bir metafor kullanırlar.

Bu hayatta iki farklı rol üstlenebilirsiniz: Ya kendi kendisini kamçılayarak daha hızlı koşmaya çalışan bir at olursunuz ya da kendisini hedefe taşıyacak doğru atı seçen bir jokey.

Birinci durumda bütün yük sizin üzerinizdedir. Daha fazla çalışır, daha fazla yorulur, daha fazla fedakârlık yaparsınız. Ancak ne kadar hızlı koşarsanız koşun, kendi fiziksel ve zihinsel kapasitenizin sınırlarını aşamazsınız.

İkinci durumda ise sizi taşıyacak bir güçten yararlanırsınız. Doğru atı seçtiğinizde, kendi enerjinizle ulaşamayacağınız mesafelere ulaşabilirsiniz.

İşte başarılı insanların önemli özelliklerinden biri, her şeyi kendi başlarına yapmaya çalışmak yerine, kendilerini başarıya taşıyabilecek güçleri doğru kullanabilmeleridir.

Bu yaklaşım, insanın çabasını ve yeteneğini önemsizleştirmez. Aksine, çabanın ve yeteneğin doğru yerde kullanılmasının önemini vurgular.

Çünkü yanlış ata binen en iyi jokey bile yarışı kazanmakta zorlanır.

Başarı Bir Ekosistem Meselesidir

İş hayatında başarıyı, çoğu zaman bireysel yeteneklerin ve kişisel çabanın sonucu olarak değerlendiririz.

Başarılı bir yönetici gördüğümüzde onun zekâsına, çalışkanlığına ve liderlik becerilerine odaklanırız. Başarılı bir girişimci gördüğümüzde cesaretini, kararlılığını ve vizyonunu överiz.

Ancak o başarıyı mümkün kılan ekosistemi çoğu zaman görmezden geliriz.

Doğru zamanda doğru sektörde bulunmak, büyüyen bir şirkette çalışmak, güçlü bir yönetici tarafından desteklenmek, doğru ortaklarla bir araya gelmek, önemli müşterilerle ilişkiler kurmak veya yeni gelişen bir teknolojinin öncülerinden olmak, başarı üzerinde son derece belirleyici olabilir.

Sosyolog Pierre Bourdieu’nün sermaye yaklaşımını hatırlayalım. İnsanların toplumsal ve ekonomik konumlarını yalnızca sahip oldukları parasal kaynaklar belirlemez. Bilgi, eğitim ve kültürel birikim gibi kültürel sermaye ile ilişkilerden oluşan sosyal sermaye de bireylerin fırsatlara erişiminde önemli rol oynar.

Yani sizin başarınız, yalnızca kim olduğunuzla değil; kimleri tanıdığınızla, hangi bilgiye ulaşabildiğinizle, hangi organizasyonların içerisinde bulunduğunuzla ve hangi kaynakları harekete geçirebildiğinizle de ilgilidir.

Başarı, bireysel kapasite ile çevresel imkânların buluştuğu noktada ortaya çıkar.

Bu nedenle kendinizi geliştirmek kadar, içerisinde bulunduğunuz ekosistemi geliştirmek de önemlidir.

Eğitim, Bilgi ve Çalıştığınız Şirket Birer Attır

Peki, iş hayatında bizi başarıya taşıyabilecek atlar nelerdir?

İlk atınız eğitiminiz olabilir.

İyi bir üniversite, güçlü bir akademik birikim veya önemli bir mesleki sertifika, kariyerinizin başlangıcında size ciddi avantajlar sağlayabilir. Ancak eğitiminizin sizi nereye kadar taşıyabileceğini doğru değerlendirmeniz gerekir.

Üniversite diplomanız, ilk işinizi bulmanızı kolaylaştırabilir. Ama yirmi yıllık kariyerinizin sonunda hâlâ yalnızca diplomanızın prestijine güveniyorsanız, yanlış ata oynuyorsunuz demektir.

İkinci atınız uzmanlığınız olabilir.

Piyasada az bulunan, yüksek talep gören ve ekonomik değeri olan bir bilgiye sahip olmak, size önemli bir pazarlık gücü kazandırır. Ancak bilginin de bir ömrü vardır. Bugün çok değerli olan bir uzmanlık, teknolojik değişimler nedeniyle yarın sıradanlaşabilir.

Üçüncü atınız çalıştığınız şirket olabilir.

Büyüyen, yatırım yapan, yeni pazarlara açılan ve güçlü bir işveren markasına sahip olan bir şirket, kariyeriniz için son derece değerli fırsatlar yaratabilir.

Ancak büyümesini tamamlamış, organizasyonel olarak tıkanmış ve çalışanlarına yeni fırsatlar sunamayan bir şirkette yıllarca kalmak, sizi olduğunuz yerde tutabilir.

Dördüncü atınız yöneticiniz olabilir.

Sizi destekleyen, yeteneklerinizi fark eden, önünüzü açan ve size yeni sorumluluklar veren bir yönetici, kariyerinizin en önemli hızlandırıcılarından biri olabilir.

Ancak yöneticinizin gücü azaldığında, şirket içerisindeki konumu değiştiğinde veya sizin gelişiminizi tehdit olarak görmeye başladığında, aynı ilişki kariyerinizin önünde bir engele dönüşebilir.

Beşinci atınız sosyal çevreniz ve profesyonel ilişkileriniz olabilir.

Doğru insanları tanımak, doğru çevrelerde bulunmak ve güvenilir ilişkiler geliştirmek, size bilgi, fırsat, müşteri, ortaklık ve yeni kariyer imkânları sağlayabilir.

Bazen yıllarca çalışarak elde edemediğiniz bir fırsat, doğru insanla kurduğunuz tek bir ilişki sayesinde karşınıza çıkabilir.

Elbette bunlara sermayeyi, teknolojiyi, iyi bir fikri, doğru bir ürünü, güçlü bir aileyi ve doğru iş ortaklarını da ekleyebiliriz.

Önemli olan, bu araçların hiçbirini amaç hâline getirmemek ve her birinin sizi nereye kadar taşıyabileceğini doğru hesaplamaktır.

En Büyük Hata, Artık Koşamayan Bir Ata Bağlı Kalmaktır

İnsanların önemli bir bölümü, geçmişte kendilerine başarı kazandıran araçlara gereğinden fazla bağlanırlar.

Mezun oldukları üniversiteye, sahip oldukları unvana, çalıştıkları şirkete, mesleklerine, yöneticilerine veya geçmişte kurdukları ilişkilere duygusal anlamlar yüklerler.

Böylece bir zamanlar kendilerini ileri taşıyan araçlar, zaman içerisinde onları bulundukları yere bağlayan zincirlere dönüşür.

Örneğin, on beş yıldır aynı şirkette çalışıyorsunuz. Şirket size önemli deneyimler kazandırdı. İyi bir unvanınız ve saygınlığınız var. Ancak son beş yıldır yeni hiçbir şey öğrenmiyorsunuz. Ücretiniz piyasanın gerisinde kaldı. Terfi imkânınız yok. Şirketin büyüme potansiyeli de sınırlı.

Peki, neden hâlâ oradasınız?

Çünkü o şirketi kariyerinizin bir aracı olmaktan çıkarıp kimliğinizin bir parçası hâline getirdiniz.

Ya da yıllardır belirli bir uzmanlık alanında çalışıyorsunuz. Ancak piyasa değişti, teknoloji gelişti ve uzmanlığınızın ekonomik değeri azaldı. Buna rağmen yeni alanlara yönelmiyorsunuz.

Çünkü geçmişte size kazandıran bilginin gelecekte de kazandıracağını düşünüyorsunuz.

Oysa bir atın sizi bugüne kadar taşımış olması, yarın da taşıyabileceği anlamına gelmez.

Davranışsal iktisatta batık maliyet yanılgısı olarak bilinen eğilim, insanların geçmişte yaptıkları yatırımlar nedeniyle artık kendilerine fayda sağlamayan tercihlerde ısrar etmelerini açıklamaya yardımcı olur.

Bir işe on yılınızı vermiş olmanız, o işe on yıl daha vermeniz gerektiği anlamına gelmez.

Bir şirkette büyük emek harcamış olmanız, geleceğinizi de o şirkete teslim etmenizi gerektirmez.

Geçmişte yaptığınız yatırımlar önemlidir. Ancak geleceğe ilişkin kararlarınızı belirlemesi gereken şey, geçmişte ne kadar emek harcadığınız değil, bundan sonra ne kadar değer elde edebileceğinizdir.

Kazananlar Çevrelerindeki Fırsatları Görürler

Kişisel gelişim endüstrisinin en büyük yanılgılarından biri, insanları sürekli kendi iç dünyalarına yönlendirmesidir.

Kendine inan, potansiyelini keşfet, olumlu düşün, daha fazla çalış!

Güzel.

Ama bunların hiçbiri tek başına yeterli değildir.

Çünkü siz ne kadar yetenekli olursanız olun, içerisinde bulunduğunuz ekosistem size fırsat sunmuyorsa ilerlemeniz zorlaşır.

Bu nedenle yalnızca kendinize değil, çevrenize de bakın.

Hangi sektörler büyüyor?

Hangi teknolojiler yeni fırsatlar yaratıyor?

Hangi şirketler yatırım yapıyor?

Hangi bilgi ve becerilere olan talep artıyor?

Hangi insanlarla kuracağınız ilişkiler size yeni kapılar açabilir?

Hangi iş modelleri gelecekte daha fazla değer üretebilir?

Ve en önemlisi, bugün sahip olduğunuz hangi imkânlar artık sizi ileri taşımıyor?

Bunları sürekli değerlendirin.

Kariyerinizin farklı dönemlerinde farklı atlara ihtiyacınız olacaktır.

Gençliğinizde eğitim ve uzmanlık sizi taşıyabilir. Kariyerinizin orta dönemlerinde güçlü bir şirket, iyi bir yönetici ve profesyonel ilişkileriniz daha önemli hâle gelebilir. İlerleyen yıllarda ise kişisel markanız, sermayeniz, deneyiminiz ve kurduğunuz iş ekosistemi belirleyici olabilir.

Burada değişmeyen şey, sizin hedefinizdir. Değişen ise sizi o hedefe taşıyacak araçlardır.

Elbette doğru atı seçmek, hiçbir risk almayacağınız veya başarınızın garanti olduğu anlamına gelmez. Yanlış değerlendirmeler yapabilir, beklenmedik gelişmelerle karşılaşabilirsiniz. Ancak çevrenizdeki fırsatları bilinçli biçimde değerlendirmek, yalnızca daha fazla çalışmaya güvenmekten çok daha akılcı bir stratejidir.

Sonuç: At Olmayı Bırakın, Jokey Olmayı Öğrenin!

Bu hayatta hiçbir önemli başarı bütünüyle tek bir insanın eseri değildir.

En başarılı girişimcilerin arkasında yatırımcılar, ortaklar, çalışanlar ve müşteriler vardır. En başarılı yöneticilerin arkasında güçlü ekipler ve doğru organizasyonlar bulunur. En başarılı profesyonellerin kariyerlerinde ise kendilerine fırsat sunan insanlar, kurumlar ve koşullar önemli rol oynar.

Dolayısıyla başarıyı yalnızca kendi içinizde aramayın.

Kendinizi geliştirin, elbette. Çok çalışın, bilgi sahibi olun, disiplinli davranın. Ancak bütün bunları doğru yerde, doğru zamanda ve doğru insanlarla birlikte yapmaya odaklanın.

Kendi kendinizi kamçılayarak sürekli daha hızlı koşmaya çalışmayın.

Sizi taşıyabilecek güçleri araştırın.

Doğru insanlarla ilişki kurun.

Doğru şirketlerde çalışın.

Geleceği olan alanlarda uzmanlaşın.

Doğru fikirlerin ve doğru projelerin içerisinde yer alın.

Ve zamanı geldiğinde, artık sizi ileri taşımayan araçları değiştirmekten korkmayın.

Çünkü başarılı bir kariyer, yalnızca ne kadar hızlı koştuğunuzla değil, hangi ata bindiğinizle de ilgilidir.

Unutmayın, hayatınızın her döneminde sizi hedeflerinize taşıyacak farklı atlar olacaktır. Önemli olan, bunları zamanında görebilmek, doğru seçimler yapabilmek ve gerektiğinde yeni bir ata binecek cesareti gösterebilmektir.

Kendinizi tüketen bir at olmayın. Doğru atları seçen, onların gücünü ve sınırlarını bilen akıllı bir jokey olun.

Çünkü hayatta bazen en büyük ilerlemeyi, daha fazla çalışarak değil, üzerinde koştuğunuz atı değiştirerek sağlarsınız.

About The Author