
Mikro yönetim ya da micromanagement bir yönetim hastalığıdır ve şirketlere, başta tecrübeli ve yetenekli çalışanların kaybı olmak üzere büyük zarar verir.
Yönetici olmak, her işi kendiniz yapmak değildir. Hatta iyi yöneticiliğin en önemli göstergelerinden biri, sizin yapabileceğiniz işleri başkalarının da yapabileceği bir sistem kurabilmektir. Buna rağmen şirketlerde sıkça tam tersini görüyoruz: Yönetici, yönettiği insanların işlerini yönetmek yerine onların işlerini yapmaya başlıyor.
İşte buna mikro yönetim diyoruz.
Mikro yönetim, en basit ifadeyle yöneticinin çalışanın sorumluluk alanına gereğinden fazla müdahale etmesi; onun vermesi gereken kararları vermesi, sürekli kontrol etmesi ve kimi zaman çalışanı tamamen devreden çıkararak işi bizzat yapmasıdır.
Elbette yöneticinin ayrıntıya girmesi gereken zamanlar vardır. Bir kriz yaşanıyorsa, daha önce karşılaşılmamış bir problem çözülüyorsa, işe yeni başlayan bir çalışana iş öğretiliyorsa veya kritik bir hata riski bulunuyorsa yönetici geçici olarak sürecin içine girebilir.
Buradaki anahtar kelime geçicidir.
Çünkü müdahale bir yönetim tarzına dönüştüğünde artık çalışanı geliştiren bir yöneticilikten değil, çalışanı etkisizleştiren bir mikro yönetim kültüründen bahsetmeye başlarız.
Mikro Menajeri Nasıl Tanırsınız?
Aslında mikro menajeri tanımak çok zor değildir.
Bir yönetici çalışanlarını sürekli yönlendirme ihtiyacı hissediyorsa, onların yaptığı her işi kontrol ediyorsa, kendisine sorulmadan karar verilmesinden rahatsız oluyorsa, çalışanlarının performansına güvenmiyorsa ve her önemli işin mutlaka kendi masasından geçmesini istiyorsa dikkat edin.
Karşınızda büyük ihtimalle bir mikro menajer vardır.
Mikro menajerler genellikle bütün önemli toplantılarda bulunmak isterler. Bütün kritik müşterilerle kendileri konuşurlar. Üst yönetime yapılacak sunumları kendileri yapmak isterler. Başarı getirecek işleri mümkün olduğu kadar üzerlerine alırlar.
Çünkü yalnızca kontrol etmek istemezler; görünür olmak da isterler.
Bir süre sonra yöneticinin masası işlerle dolar. Mail kutusunda yüzlerce okunmamış veya cevap bekleyen mail vardır. Herkes ondan onay bekler. Toplantıdan toplantıya koşar. Akşamları çalışır. Hafta sonu çalışır. Tatile çıkmaz. Çıktığında da çalışmaya devam eder.
Sonra gururla şöyle söyler:
“Ben olmazsam burada işler yürümez.”
Aslında bu cümle bir yöneticinin başarısını değil, başarısızlığını gösterir.
Çünkü gerçekten iyi yönetilen bir organizasyonda işler bir kişinin varlığına bağımlı değildir.
“Ben Olmazsam Burası Batar”
Mikro yönetimin arkasında çoğu zaman kontrol ihtiyacı vardır.
Mikro menajer, çalışanına güvenmez. Yetki verdiğinde işlerin kontrolden çıkacağından korkar. Kendisinden farklı yöntemlerin kullanılmasını tehdit olarak görür. Bir çalışanın kendi başına başarılı olmasını bile zaman zaman otoritesine yönelik bir risk olarak algılayabilir.
Bu nedenle yetki devretmez.
Yetki devretmediği için çalışan gelişmez.
Çalışan gelişmediği için yönetici ona daha az güvenir.
Daha az güvendiği için daha fazla kontrol eder.
Böylece kendi kendisini besleyen bir mikro yönetim sarmalı ortaya çıkar.
Bir süre sonra gerçekten de yönetici olmadan hiçbir şey yapılamaz hâle gelir.
Ama bunun nedeni yöneticinin vazgeçilmez olması değildir.
Bizzat yöneticinin kurduğu sistem, herkesi ona bağımlı hâle getirmiştir.
Mikro Yönetim En Çok İyi Çalışanları Kaçırır
Mikro yönetimin şirketler açısından en büyük zararlarından biri, özellikle tecrübeli ve yetenekli çalışanları kaybettirmesidir.
Çünkü insan yalnızca elleriyle çalışmaz.
Aklıyla çalışır.
Tecrübesiyle çalışır.
Muhakemesiyle çalışır.
Karar verir, risk alır, dener, yanılır, öğrenir ve gelişir.
Siz tecrübeli bir çalışana sürekli “Sen düşünme, ben söylerim.” mesajı verdiğinizde onun yalnızca yetkisini elinden almazsınız. Aynı zamanda yaptığı iş üzerindeki psikolojik sahipliğini de ortadan kaldırırsınız.
Özellikle yüksek yetkinliğe sahip insanlar, kendilerine hareket alanı tanınmasını isterler.
Çünkü zaten onları değerli hâle getiren şey yalnızca bildikleri değildir; bildiklerini kullanarak karar verebilme kapasiteleridir.
Böyle bir insanın her hareketini kontrol ettiğinizde, bir süre sonra size şunu sorar:
“Madem her şeyi sen biliyorsun, her kararı sen veriyorsun ve her şeyi sen kontrol edeceksin, o zaman bana neden ihtiyacın var?”
Sonra da gider.
Geride kimler kalır?
Karar vermek istemeyenler.
Sorumluluk almaktan kaçınanlar.
Her şeyi amirine soranlar.
Risk almayanlar.
“Nasıl isterseniz müdürüm.” diyenler.
İşte mikro yönetimin şirket açısından en tehlikeli sonuçlarından biri budur.
Mikro menajer zaman içerisinde kendi çevresinde mikro yönetilmeye uygun bir insan kaynağı oluşturur.
Mikro Yönetim Bir Darboğaz Yaratır
Mikro yönetimin başka bir problemi daha vardır.
Yönetici, yöneticilik yapmak yerine astlarının işlerini yapmaya başladığında kendi asli görevlerini ihmal eder.
Bir satış müdürü satışçıların teklifleriyle uğraşıyorsa kim satış stratejisini düşünecek?
Bir üretim müdürü ustabaşının günlük operasyonuna müdahale ediyorsa kapasite planlamasını kim yapacak?
Bir genel müdür satın alma siparişlerini kontrol ediyorsa şirketin geleceğini kim düşünecek?
Yönetim kademeleri yükseldikçe yöneticinin bakış açısının genişlemesi gerekir.
Ama mikro yönetimde bunun tam tersi olur.
Yönetici yukarı çıktıkça büyük resmi görmek yerine ayrıntılara daha fazla gömülür.
Böylece organizasyonun en pahalı insanlarından biri, organizasyonun daha alt seviyelerinde yapılabilecek işleri yapmaya başlar.
Bu yalnızca psikolojik değil, aynı zamanda finansal bir israftır.
Dahası, bütün kararlar aynı kişinin önünde birikmeye başlar.
Teklif bekliyor.
Satın alma bekliyor.
İşe alım bekliyor.
Müşteri bekliyor.
Üretim bekliyor.
Çalışan bekliyor.
Herkes yöneticinin onayını beklediği için organizasyon yavaşlar.
Ve mikro menajer, farkında olmadan şirketin en büyük “bottleneck”i, yani darboğazı hâline gelir.
Mikro Yönetim İnisiyatifi Öldürür
Bir çalışan birkaç defa kendi inisiyatifiyle karar verdiği için eleştirilirse ne yapar?
Bir daha karar vermez.
Bir çalışan farklı bir yöntem denediğinde azarlanırsa ne yapar?
Bir daha farklı yöntem denemez.
Bir çalışan yöneticisine danışmadan çözdüğü bir problem nedeniyle sorgulanırsa ne yapar?
Bir sonraki problemi yöneticisinin önüne bırakır.
Sonra aynı yönetici çalışanlarından şikâyet etmeye başlar:
“Bunlar hiç inisiyatif almıyor.”
Oysa çalışanların inisiyatif kullanmamasının nedeni çoğu zaman yeteneksizlik değildir.
İnisiyatif kullanmanın cezalandırıldığı bir kültürdür.
İnsanlar organizasyonların kendilerine öğrettiği şekilde davranırlar.
Sorumluluk almayı ödüllendirirseniz sorumluluk alan çalışanlar yetiştirirsiniz.
Her şeyi kontrol ederseniz kontrol edilmeyi bekleyen çalışanlar yetiştirirsiniz.
İyi Yönetici Kendisine Bağımlılığı Azaltır
Yöneticiliğin paradokslarından biri burada ortaya çıkar.
Kötü yönetici kendisini vazgeçilmez hâle getirmeye çalışır.
İyi yönetici ise sistemini kendisine mümkün olduğu kadar az bağımlı hâle getirir.
İyi yönetici çalışanına ne yapılacağını anlatır ama her zaman nasıl yapılacağını dikte etmez.
Hedefi açıklar.
Beklentiyi netleştirir.
Yetki verir.
Kaynak sağlar.
Kontrol noktalarını belirler.
Sonra geri çekilir.
Çalışanın düşünmesine, karar vermesine, hata yapmasına ve öğrenmesine izin verir.
Çünkü yöneticinin görevi kendisinden daha güçsüz çalışanlar yaratmak değildir.
Kendisinden bağımsız şekilde sonuç üretebilecek insanlar yetiştirmektir.
Bir yöneticinin başarısını, kendisi ofisteyken neler olduğuna bakarak değerlendirmeyin.
O yönetici bir ay işe gelmediğinde organizasyonun nasıl çalıştığına bakın.
İşler hâlâ düzgün yürüyorsa, sistem kurulmuş demektir.
Her şey dağılıyorsa orada yönetim değil, kişisel bağımlılık vardır.
Şirketler Mikro Yönetimi Hafife Almamalı
Mikro yönetim yalnızca biraz fazla detaycı veya kontrolcü bir yöneticinin kişisel özelliği değildir.
Yaygınlaştığında şirketin insan kaynağı kalitesini, karar alma hızını, inovasyon kapasitesini, çalışan motivasyonunu ve yönetim sistemini doğrudan etkileyen ciddi bir organizasyon problemidir.
Özellikle tecrübeli ve yetenekli çalışanların neden ayrıldığını araştıran şirketlerin mikro yönetim davranışlarına dikkatle bakmaları gerekir.
Çünkü bazen çalışan şirketten ayrılmaz.
Kendisini sürekli kontrol eden yöneticiden ayrılır.
Daha kötüsü, bazı çalışanlar ayrılmazlar ama zihinsel olarak şirketi çoktan terk ederler. İnisiyatif kullanmayı bırakır, yalnızca kendilerinden isteneni yapar ve mesainin bitmesini beklerler.
Bu durumda şirket çalışanını kaybetmemiş gibi görünür.
Oysa çalışanın aklını, enerjisini ve gönüllü katkısını çoktan kaybetmiştir.
Şirketinizin geleceğini düşünüyorsanız yönetim kadrolarınızda micromanagement farkındalığı oluşturun.
Yöneticilerinize her şeyi kendilerinin yapmasını değil, başkalarının doğru şekilde yapabileceği sistemler kurmayı öğretin.
Çünkü iyi yönetici her şeyi kontrol eden kişi değildir. İyi yönetici, kendisi kontrol etmeden de işlerin doğru yapılabileceği bir organizasyon kurabilen kişidir.
Yönetim kadrolarınızda mikro yönetim davranışlarını analiz etmek, yöneticilerinize doğru delegasyon, güven, yetkilendirme ve bütüncül liderlik pratiklerini kazandırmak istiyorsanız, gelin birlikte çalışalım.
Şirketinizin Yönetim Kültürünü Test Edin:https://arthaconsult.com/artha-yonetim-sagligi-testi.html