
Kurulan her şirketle, iş hayatına atılan her çalışanla bu yasalar kendini tekrar eder.
İş dünyası dışarıdan bakıldığında son derece karmaşık görünür. Şirketler kurulur, şirketler batar. Ortaklıklar yapılır, ortaklıklar bozulur. İnsanlar işe girer, işten ayrılır. Müşteriler kazanılır, müşteriler kaybedilir. Yeni teknolojiler çıkar, iş modelleri değişir, sektörler dönüşür.
Ama bütün bu karmaşanın arkasında binlerce yıldır değişmeyen çok basit bazı yasalar vardır.
Bana göre iş ekosistemi üç temel ayak üzerinde yükselir:
Güven, ilişki ve kazanç.
Patron da olsanız, çalışan da olsanız; müşteri, tedarikçi, yatırımcı veya yönetici de olsanız bu üç yasa sizi bağlar. Çünkü iş ekosisteminden değer üreten ve para kazanan herkes, aslında büyük bir ilişkiler ağının parçasıdır.
Ve bu ağın devamlılığını sağlayan şey yalnızca para değildir.
Birinci Yasa: Güven
Her şey güvenle başlar.
Güvenmediğimiz bir insanla çalışmak istemeyiz.
Güvenmediğimiz birini işe almak istemeyiz.
Güvenmediğimiz bir şirkete yatırım yapmayız.
Güvenmediğimiz bir tedarikçiden mal almak istemeyiz.
Güvenmediğimiz bir müşteriye vadeli satış yapmak istemeyiz.
Güvenmediğimiz bir yöneticiyle uzun yıllar çalışmak istemeyiz.
Güvenmediğimiz bir çalışanımıza kritik sorumlulukları teslim etmeyiz.
Yani iş hayatında güven, görünmeyen ama neredeyse bütün ekonomik ilişkilerin altında bulunan bir tür sosyal sermayedir.
Güven arttıkça kontrol ihtiyacı azalır.
Kontrol ihtiyacı azaldıkça bürokrasi azalır.
Bürokrasi azaldıkça işler hızlanır.
İnsanlar birbirlerine daha rahat yetki verir, daha fazla sorumluluk paylaşır ve daha kolay risk alırlar.
Güven azaldığında ise bunun tam tersi olur.
Sözleşmeler uzar.
Kontroller artar.
Onay mekanizmaları çoğalır.
İnsanlar birbirlerinden bilgi saklamaya başlar.
Yöneticiler yetki devretmez.
Çalışanlar sorumluluk almaktan kaçınır.
Müşteriler sürekli güvence ister.
Tedarikçiler peşin ödeme talep eder.
Ortaklar birbirlerini denetlemeye başlar.
Yani güvensizliğin ekonomik bir maliyeti vardır.
Robert Bosch’a atfedilen meşhur söz bu nedenle önemlidir:
“Lieber würde ich Geld verlieren als Vertrauen.”
Yani:
“Güven kaybetmektense para kaybetmeyi tercih ederim.”
Çünkü kaybettiğiniz parayı yeniden kazanabilirsiniz.
Ama güveninizi kaybettiğiniz zaman, para kazanmanızı mümkün kılan ilişkilerinizi de kaybetmeye başlarsınız.
Bu nedenle güven kaybı, çoğu zaman para kaybından daha büyük bir kayıptır.
İkinci Yasa: İlişki ve İletişim
İş ekosisteminin ikinci ayağı ilişkidir.
Çünkü iş dediğimiz şey, aslında insanlar arasındaki organize edilmiş bir ilişkiler sistemidir.
Bir şirketi organizasyon şemasından ibaret zannetmeyin.
Şirket dediğimiz yapı;
çalışanların yöneticileriyle,
yöneticilerin birbirleriyle,
şirketin müşterileriyle,
tedarikçileriyle,
ortaklarıyla,
yatırımcılarıyla,
bankalarla,
kamu kurumlarıyla,
hatta içinde bulunduğu toplumla
kurduğu ilişkilerin toplamıdır.
Bu ilişkilerden herhangi birinde ciddi bir bozulma yaşandığında, şirketin diğer fonksiyonları da bundan etkilenmeye başlar.
Müşterinizle ilişkiniz bozulursa satış kaybedersiniz.
Tedarikçinizle ilişkiniz bozulursa operasyonunuz aksar.
Çalışanınızla ilişkiniz bozulursa verimlilik ve kalite düşer.
Ortaklar arasındaki ilişki bozulursa yönetim krizi başlar.
Yönetim kadroları arasındaki ilişki bozulursa şirket silolara ayrılır.
Yani ilişkiler şirketin yumuşak tarafı değildir.
İlişkiler, işin kendisidir.
Bu nedenle iyi şirketler yalnızca süreç yönetmezler; ilişki yönetirler.
İyi yöneticiler yalnızca hedef yönetmezler; insan yönetirler.
İyi satışçılar yalnızca ürün satmazlar; güvene dayalı müşteri ilişkileri kurarlar.
İyi patronlar yalnızca sermaye koymazlar; şirketin etrafındaki paydaşları ortak bir gelecek etrafında bir araya getirirler.
İletişim de ilişkinin taşıyıcısıdır.
İnsanların birbirleriyle konuşamadığı, birbirlerini dinlemediği, fikirlerini açıkça söyleyemediği bir organizasyonda sağlıklı ilişkilerin gelişmesini bekleyemezsiniz.
Bu nedenle iletişim bozukluğu çoğu zaman yalnızca bir “iletişim problemi” değildir.
Daha büyük bir ilişki probleminin belirtisidir.
Üçüncü Yasa: Kazanç
Ama güven ve ilişki tek başına yetmez.
İş ekosisteminin üçüncü ayağı kazançtır.
Çünkü insanlar iş hayatında bir araya geldiklerinde bir değer üretmek ve bu değerden pay almak isterler.
İşveren kazanmak ister.
Çalışan kazanmak ister.
Müşteri kazanmak ister.
Tedarikçi kazanmak ister.
Yatırımcı kazanmak ister.
Ortak kazanmak ister.
Burada “kazanç” kelimesini yalnızca para olarak da anlamamak gerekir.
Çalışan için kazanç; ücretin yanında kariyer, öğrenme, itibar, deneyim ve gelecek olabilir.
Müşteri için kazanç, ödediği paranın karşılığında elde ettiği faydadır.
Tedarikçi için kazanç, sürdürülebilir bir ticari ilişkidir.
Yatırımcı için sermayesinin karşılığını alabilmektir.
Şirket içinse kâr, büyüme ve sürdürülebilirliktir.
Problem, taraflardan birinin şöyle düşünmesiyle başlar:
“Ben daha çok kazanayım, sen daha az kazan.”
İşte bu yaklaşım, ekosistemi bozar.
Çalışanını mümkün olduğu kadar düşük ücretle çalıştırmaya çalışan işveren…
Tedarikçisinin marjını sürekli aşağı çekmeye çalışan satın almacı…
Müşterisine hak ettiğinden düşük kalite sunan şirket…
Şirketine mümkün olduğu kadar az emek verip mümkün olduğu kadar çok kazanmaya çalışan çalışan…
Bunların tamamı aynı hatayı yapar.
Kısa vadeli kişisel kazanç uğruna, uzun vadeli ilişkiyi tüketirler.
Kazan-Kazan Bir Nezaket Söylemi Değildir
Stephen Covey’nin kazan-kazan yaklaşımının önemli tarafı tam olarak burada ortaya çıkar.
Covey bunu yalnızca tarafların biraz taviz vererek ortada buluşması olarak görmez. Kazan-kazan, iki tarafın da başlangıçtaki pozisyonlarından daha iyi bir üçüncü alternatif üretebilme arayışıdır.
Yani mesele:
“Senin dediğin olsun.”
veya
“Benim dediğim olsun.”
değildir.
Mesele:
“İkimizin de kazanabileceği daha iyi bir yol bulabilir miyiz?”
sorusudur.
Sağlıklı iş ekosistemleri tam olarak bunun üzerine kurulur.
Çünkü taraflardan birinin sürekli kazandığı, diğerinin sürekli kaybettiği ilişkiler sürdürülebilir değildir.
Bir süre devam edebilirler.
Ama sonsuza kadar devam edemezler.
Üç Ayağın Birbirine İhtiyacı Vardır
Asıl önemli nokta ise bu üç kavramın birbirinden bağımsız olmamasıdır.
Güven → İlişki → Kazanç
Güven yoksa sağlıklı ilişki kurulamaz.
İlişki yoksa birlikte değer üretilemez.
Değer üretilemiyorsa sürdürülebilir kazanç ortaya çıkmaz.
Aynı zamanda kazancın adil paylaşılmadığı yerde güven aşınır.
Güven aşındığında ilişki bozulur.
İlişki bozulduğunda kazanç azalır.
Böylece olumlu döngü, çok kolay şekilde olumsuz bir döngüye dönüşebilir.
Bu nedenle şirketlerin yalnızca finansal sonuçlarına bakarak sağlıklarını değerlendirmek büyük bir yanılgıdır.
Bir şirket bugün çok para kazanıyor olabilir.
Ama müşterileri ona güvenmiyorsa…
Çalışanları yönetime inanmıyorsa…
Tedarikçileri onunla çalışmaktan memnun değilse…
Ortakları birbirlerinden şüpheleniyorsa…
O şirket bugün kârlı olsa bile, ekosistemini tüketiyor olabilir.
Şirket Bir Ekosistemdir
Modern yönetimin en büyük hatalarından biri şirketi yalnızca şirket sınırları içerisinden değerlendirmektir.
Oysa şirket, kapısından başlayıp kapısında biten kapalı bir kutu değildir.
Şirket bir ekosistemdir.
Çalışanıyla, müşterisiyle, tedarikçisiyle, yatırımcısıyla, toplumla ve çevresiyle birlikte var olur.
Bu nedenle gerçek liderlik yalnızca şirketin kendi çıkarlarını maksimize etmek değildir.
Gerçek liderlik, şirketin içinde bulunduğu ekosistemin devamlılığını sağlayacak dengeleri kurabilmektir.
Çünkü ekosisteminizi tüketerek sonsuza kadar yaşayamazsınız.
Çalışanınızı tüketerek büyüyemezsiniz.
Tedarikçinizi sürekli ezerek sürdürülebilir bir tedarik zinciri kuramazsınız.
Müşterinizi kandırarak güçlü bir marka yaratamazsınız.
Topluma zarar vererek uzun vadede meşruiyetinizi koruyamazsınız.
Ve güveninizi tüketerek kalıcı bir şirket inşa edemezsiniz.
Kurulan Her Şirketle Bu Yasalar Yeniden Başlar
Teknoloji değişebilir.
Yapay zekâ iş yapış biçimlerini değiştirebilir.
Yeni sektörler ortaya çıkabilir.
Şirketler dijitalleşebilir.
Organizasyon yapıları dönüşebilir.
Ama insanın birlikte iş yapmasının temel yasaları kolay kolay değişmez.
Yüz yıl önce de güven önemliydi.
Bugün de önemli.
Yüz yıl önce de ilişki önemliydi.
Bugün de önemli.
Yüz yıl önce de insanlar ürettikleri değerden adil bir pay almak istiyorlardı.
Bugün de istiyorlar.
Bu nedenle kurulan her şirketle ve iş hayatına atılan her çalışanla aynı yasalar yeniden kendini tekrar eder.
Güven.
İlişki.
Kazanç.
Bu üçünden birini ihmal ettiğinizde ekosistemin dengesi bozulur.
Üçünü birlikte yönetebildiğinizde ise yalnızca para kazanan değil, etrafındaki insanlara da değer üreten ve uzun yıllar yaşayabilecek bir şirket ortaya çıkar.
İş ekosistemini bu büyük resim içerisinde görebilen, yalnızca finansal sonuçları değil güveni, ilişkileri ve karşılıklı kazancı da yönetebilen liderler yetiştirmek istiyorsanız, gelin birlikte çalışalım.
Çünkü iyi iş, yalnızca para kazanmak değildir. İyi iş; güven içerisinde ilişki kurarak birlikte kazanabilmektir
Şirketinizin Yönetim Sağlığını Test Etmek için Tıkla :https://arthaconsult.com/artha-yonetim-sagligi-testi.html