
Mobbing bir insan kaynakları problemi değildir.
Mobbing bir iletişim problemi de değildir.
Mobbing, insanın ruhsal ve fiziksel bütünlüğüne yönelmiş sistematik bir saldırıdır. Bu nedenle mobbingi yalnızca iş hayatının sıradan bir sorunu olarak görmek büyük bir yanılgıdır. Çünkü mobbing, insan hayatını karartan, aileleri dağıtan, meslek hayatlarını bitiren ve bazı durumlarda insanları ölüme sürükleyen ağır bir şiddet biçimidir.
Son yıllarda Türkiye’de yaşanan ve kamuoyuna yansıyan bazı intihar vakaları, bu gerçeği acı bir şekilde hepimize yeniden hatırlattı.
Türkiye’nin en büyük holdinglerinden birine bağlı bir bankada çalışan genç bir yöneticinin intiharı…
Global bir şirketin tedarikçi organizasyonunda yaşanan trajik olay…
Hazır giyim sektörünün önde gelen kuruluşlarından birinde meydana gelen başka bir intihar vakası…
Bu olayların her biri toplumda derin bir üzüntü yarattı. Daha da acı olanı ise, geride bırakılan mektuplarda işaret edilen ortak noktanın yöneticiler ve çalışma koşulları olmasıydı.
Bu vakaların her biri bize aynı soruyu sorduruyor:
Bir insanı çalıştığı iş yerinde ölüme götüren süreç nasıl oluşuyor?
Çünkü hiçbir insan bir sabah uyandığında intihar etmeye karar vermez.
Bu noktaya uzun ve yıpratıcı bir süreç sonunda gelir.
Mobbing tam da bu süreçtir.
İnsanın özgüveninin sistematik biçimde aşındırılmasıdır.
Yetersiz hissettirilmesidir.
Yalnızlaştırılmasıdır.
Sürekli eleştirilmesi, küçümsenmesi ve değersizleştirilmesidir.
Bir süre sonra mağdur, yalnızca işini değil; kendisini, yeteneklerini ve geleceğini de sorgulamaya başlar.
Mobbingin en tehlikeli yanı da budur.
Çünkü kurban yalnızca iş yerinde zarar görmez.
Bu zehirli deneyim evine taşınır.
Eşine taşınır.
Çocuklarına taşınır.
Arkadaşlıklarına taşınır.
İnsanın bütün yaşam alanlarını etkileyen görünmez bir yaraya dönüşür.
Biz yalnızca gazetelere konu olan trajik vakaları biliyoruz.
Bir de görünmeyen taraf var.
Her gün işe gitmeden önce midesi ağrıyan insanlar…
Gece uyuyamayan profesyoneller…
Panik atak yaşayan çalışanlar…
Depresyonla mücadele eden yöneticiler…
Yıllar sonra bile yaşadıkları iş deneyiminin izlerini taşıyan insanlar…
Asıl büyük tablo budur.
Mobbingin gerçek maliyeti, bilanço tablolarında görünmez.
Ancak insanların hayatlarında ve ailelerinde derin izler bırakır.
Peki mobbing neden ortaya çıkar?
Çünkü mobbing bireysel bir problemden çok kültürel bir problemdir.
Toksik iş yerleri, toksik liderler üretir.
Toksik liderler de mobbing kültürünü besler.
Bu nedenle mobbingi yalnızca prosedürlerle engellemek mümkün değildir.
Bugün birçok şirketin etik hattı, ihbar sistemi, disiplin prosedürü veya çalışan destek programı vardır.
Ancak çalışanlar yine de mobbinge maruz kalabilmektedir.
Çünkü sorun prosedür eksikliği değil; kültür eksikliğidir.
Bir kurumda üst yönetim sessiz kalıyorsa…
Sonuç almak uğruna zorbalığı görmezden geliyorsa…
Başarılı olduğu düşünülen yöneticilerin davranışlarını sorgulamıyorsa…
Mobbing kaçınılmaz hale gelir.
Daha da kötüsü, bazı şirketlerde yönetimler yalnızca sessiz kalmakla yetinmez; mobbing uygulayan yöneticileri korur.
Böyle durumlarda mağdurun karşısında yalnızca bir yönetici değil, bütün sistem vardır.
Bu nedenle mobbingle mücadele yalnızca bireysel bir mesele değildir.
Kurumsal bir sorumluluktur.
Hatta toplumsal bir sorumluluktur.
Türkiye’nin artık psikososyal riskleri iş sağlığı ve güvenliği perspektifinin merkezine yerleştirmesi gerekiyor.
Nasıl ki çalışanları fiziksel tehlikelerden korumak işverenin görevi ise, psikolojik şiddetten korumak da aynı derecede önemli bir yükümlülüktür.
Bir çalışanın kafasına düşen bir cisim nasıl iş kazasıysa, yıllarca maruz kaldığı psikolojik şiddetin yarattığı yıkım da farklı bir iş kazası değildir.
Sadece görünmezdir.
Şirketlerin yöneticilerine bütçe yönetmeyi öğrettikleri kadar insan yönetmeyi de öğretmeleri gerekiyor.
Çünkü yönetmek, insanları korkutmak değildir.
Yönetmek, insanları ezmek değildir.
Yönetmek, insanları susturmak değildir.
Gerçek liderlik; güven vermek, geliştirmek, korumak ve insanların potansiyelini ortaya çıkarmaktır.
Mobbing mağduru arkadaşlara da bir şey söylemek istiyorum.
Yaşadığınız şeyin normal olduğunu düşünmeyin.
Bunu kabullenmeyin.
Sessiz kalmayın.
Destek alın.
Kanıt toplayın.
Haklarınızı öğrenin.
Gerekirse hukuki yollara başvurun.
Ama hiçbir zaman yaşadığınız değersizliğin sizin değerinizi belirlediğine inanmayın.
Hiçbir iş, hiçbir unvan, hiçbir maaş insan hayatından daha değerli değildir.
Ve son olarak mobbing uygulayan yöneticilere…
İnsan yönettiğinizi unutmayın.
Karşınızdaki insanlar bir maliyet kalemi değildir.
Bir performans göstergesi değildir.
Bir Excel satırı değildir.
Onların aileleri, hayalleri, korkuları ve umutları vardır.
Bugün iş hayatında yarattığınız kültür, yarın çocuklarınızın çalışacağı dünyayı şekillendirecektir.
Bu yüzden daha insanca, daha adil ve daha güvenli iş yerleri yaratmak yalnızca profesyonel bir tercih değil; ahlaki bir sorumluluktur.
Daha adil bir iş hayatı için…
Daha güvenli çalışma ortamları için…
Ve hiçbir insanın çalıştığı iş yüzünden hayattan vazgeçmek zorunda kalmadığı bir dünya için:
Mobbingle mücadele etmek zorundayız.