
Yöneticilerinizi nasıl seçiyorsunuz?
Tecrübesine mi bakıyorsunuz?
Teknik bilgisine mi?
Geçmiş performansına mı?
Peki şu soruyu hiç sordunuz mu:
“Çocuğumun bu kişinin altında çalışmasını ister miydim?”
Basit Ama Sarsıcı Bir Kriter
70’li yaşlarının sonlarında, dünyaca ünlü büyük bir şirketin yönetim kurulu başkanına soruyorlar:
“Yöneticilerinizi nasıl seçiyorsunuz?”
Verdiği cevap son derece sade ama bir o kadar çarpıcı:
“Her zaman kendime şu soruyu sorarım:
Oğullarımdan birinin bu kişinin altında çalışmasını ister miydim?
Eğer cevabım evetse, onu yönetici yaparım.
Eğer hayırsa, seçmem.”
Bu soruyu aktaran kişi, modern yönetim düşüncesinin en önemli isimlerinden Peter Drucker.
Bu cevap, yönetici seçiminin aslında ne kadar derin bir etik ve insani mesele olduğunu ortaya koyuyor.
Yönetici Seçimi: En Kritik Karar
Şirketlerde alınan birçok karar vardır:
- yatırım kararları
- strateji kararları
- finansal kararlar
Ama belki de en kritik karar şudur:
Yönetici seçimi.
Çünkü bir yöneticinin etkisi:
- onlarca insanın hayatına
- yüzlerce ilişkinin kalitesine
- şirketin genel kültürüne
doğrudan yansır.
Kötü Yönetici Ne Yapar?
Kötü bir yönetici:
- güveni yok eder
- adaleti zedeler
- çalışanların motivasyonunu düşürür
- yetenekli insanları kaybettirir
Ve en önemlisi:
İyi bir sistemi bile işlemez hale getirir.
Şirketinizin en mükemmel değerleri olabilir.
Duvarlarda yazan vizyon cümleleriniz olabilir.
Ama o değerleri hayata geçirecek olan yöneticidir.
Eğer yönetici yanlışsa, değerlerin hiçbir anlamı kalmaz.
Kağıt Üstü Değerler vs. Gerçek Hayat
Birçok şirket:
- dürüstlükten bahseder
- adaletten bahseder
- saygıdan bahseder
Ama çalışanların yaşadığı deneyim bambaşkadır.
Çünkü çalışan için şirket, soyut bir kavram değildir.
Şirket = Yönetici.
Bir Çalışanın Gözünden
Bir çalışan için yöneticisi:
- adaletin temsilcisidir
- güvenin kaynağıdır
- gelişimin rehberidir
Ya da tam tersi:
- korkunun kaynağıdır
- belirsizliğin üreticisidir
- motivasyonun katilidir
Bu tamamen yöneticinin kim olduğuna bağlıdır.
Bir Soru Daha
Şimdi kendinize şu soruyu sorun:
Bir çalışanınızı, bugünkü yöneticinizin altına bilinçli olarak yerleştirir miydiniz?
Ya da daha net soralım:
Evladınızı?
Evlat Kriteri
Hepimiz evlatlarımız için şunu isteriz:
- dürüst bir ortam
- adil bir yönetici
- saygılı bir iletişim
- öğretici bir rehber
Hiç kimse çocuğunun:
- aşağılandığı
- haksızlığa uğradığı
- değersiz hissettirildiği
bir ortamda çalışmasını istemez.
Peki Neden Farklı Davranıyoruz?
İş ilginç olan şu:
Kendi evladımız için istediğimiz standartları,
çalışanlarımız için çoğu zaman uygulamıyoruz.
Neden?
- “İş bu, duygusal bakamayız” diyoruz
- “Profesyonel olmak lazım” diyoruz
Oysa en profesyonel yaklaşım, en insani olandır.
Yönetici: Bir Güç Değil, Bir Sorumluluk
Yönetici olmak:
- bir statü değildir
- bir ayrıcalık değildir
Bir emanettir.
O yöneticiye:
- insanların emeği
- zamanı
- hayatı
emanet edilir.
Bu sorumluluğu taşıyamayan biri, ne kadar yetenekli olursa olsun yönetici olmamalıdır.
Doğru Kriterler
Yönetici seçerken yalnızca şu kriterlere bakmak yeterli değildir:
- teknik bilgi
- sektör deneyimi
- geçmiş başarılar
Bunlar gereklidir ama yeterli değildir.
Asıl bakılması gereken:
- karakter
- adalet duygusu
- iletişim biçimi
- insanlara bakış açısı
Gerçek Liderlik
Gerçek lider:
- insan yetiştirir
- güven inşa eder
- adil davranır
- örnek olur
Ve en önemlisi:
Kendi gücünü değil, ekibinin gücünü büyütür.
Sonuç
Sevgili yöneticiler ve şirket sahipleri;
Yönetici seçimi, yalnızca bir pozisyon doldurmak değildir.
Bu, bir kültür inşa etme kararıdır.
Yanlış bir yönetici:
- yıllarca kurduğunuz yapıyı yıkabilir
Doğru bir yönetici ise:
- o yapıyı geleceğe taşıyabilir
Son Söz
Bir daha yönetici seçerken şu soruyu sorun:
“Evladım bu kişinin altında çalışsa, içim rahat eder mi?”
Eğer cevabınız “evet” değilse,
o kişi doğru yönetici değildir.
Bu kadar net.
Çünkü şirketinizi büyüten şey,
insanlarınıza emanet ettiğiniz yöneticilerdir.