İşletmelerin dört temel boyutu vardır ve bunların hiçbiri birbirinden bağımsız değildir.

Bir şirketi yalnızca finansal sonuçlarına bakarak yönetmeye çalışmak, bir uçağı yalnızca yakıt göstergesine bakarak uçurmaya benzer.

Kasada para olabilir.

Ama motorlardan biri arızalıysa, rotanız yanlışsa veya pilotlarınız işlerini doğru yapmıyorsa o uçak bir süre daha uçabilir; ama eninde sonunda ciddi bir problem yaşayacaktır.

Şirketlerde de durum bundan farklı değildir.

Kaplan ve Norton’un 1990’lı yıllarda geliştirdiği Balanced Scorecard yaklaşımı, şirket performansının yalnızca finansal göstergeler üzerinden değerlendirilemeyeceğini ortaya koymuştu. Model; finansal sonuçların yanında müşteri, iç süreçler, öğrenme ve gelişme perspektiflerinin birlikte ele alınmasını öneriyordu.

Ben işletmenin büyük resmini daha pratik bir ifadeyle dört temel boyutta değerlendiriyorum:

Finansal, ticari, operasyonel ve organizasyonel boyut.

1. Finansal Boyut: Kasada Ne Var?

Finansal boyut basitçe şirketin parasıyla ilgilidir.

Ciro…

Kârlılık…

Nakit akışı…

Borçluluk…

Finansman maliyetleri…

Bunların tamamı şirketin finansal sağlığını gösterir.

Elbette bunlar önemlidir.

Çünkü para kazanamayan bir şirket yaşayamaz.

Ancak önemli bir şeyi unutmamak gerekir:

Finansal sonuçlar çoğu zaman neden değil, sonuçtur.

Kasadaki para, şirketin diğer üç boyutta geçmişte yaptığı doğruların ve yanlışların bugünkü sonucudur.

2. Ticari Boyut: Müşteri Neden Sizi Tercih Ediyor?

İkinci boyut ticaridir.

Müşteri portföyünüz…

Satış hacminiz…

Pazar payınız…

Müşteri memnuniyetiniz…

Markanızın piyasadaki itibarı…

Bunların tamamı ticari boyutun parçalarıdır.

Şirket kasasına para girmesi için önce birilerinin sizin ürettiğiniz değeri satın almak istemesi gerekir.

Bu nedenle finansal performansın arkasında ticari performans vardır.

Bugün kaybettiğiniz müşteri, yarın finansal tablolarınızda göreceğiniz gelir kaybıdır.

3. Operasyonel Boyut: Değeri Nasıl Üretiyorsunuz?

Üçüncü boyut operasyonlardır.

Tedarik…

Üretim…

Kalite…

Stok…

Planlama…

Lojistik…

Müşteriye sattığınız değerin gerçekten üretildiği yer burasıdır.

Satış ekibiniz dünyanın en iyi satışını yapabilir.

Ama üretim söz verdiğiniz tarihte ürünü çıkaramıyorsa…

Kalite problemleri varsa…

Tedarik zinciri sürekli aksıyorsa…

müşterinizi uzun süre elinizde tutamazsınız.

Bu nedenle ticari başarının arkasında operasyonel mükemmellik vardır.

4. Organizasyonel Boyut: Bütün Bunları Kim Yapıyor?

Ve geldik şirketlerin en fazla ihmal ettiği dördüncü boyuta:

Organizasyon.

İnsan yönetimi…

Liderlik…

Kurum kültürü…

Çalışan bağlılığı…

Yetkinlik…

Organizasyon tasarımı…

Bütün bunlar organizasyonel boyutun parçalarıdır.

Peki tedariki kim yönetiyor?

İnsan.

Üretimi kim yapıyor?

İnsan.

Kaliteyi kim sağlıyor?

İnsan.

Müşteriyle kim konuşuyor?

Yine insan.

Bu nedenle organizasyonel boyut aslında diğer üç boyutun altında çalışan görünmez işletim sistemidir.

Dört Boyut Birbirine Bağlıdır

Asıl önemli nokta tam olarak burasıdır.

Bu dört boyutu birbirinden bağımsız düşünemezsiniz.

Örneğin çalışan bağlılığınız düştü.

İlk bakışta bu bir İnsan Kaynakları problemi gibi görünür.

Ama değildir.

Bağlılığı düşük çalışan işine daha az özen gösterir.

Hata oranları yükselir.

Bu kez kalite problemi ortaya çıkar.

Yani organizasyonel problem operasyonel probleme dönüşmüştür.

Kalite düştüğünde müşteri şikâyetleri yükselir.

Müşteri memnuniyeti azalır.

Bu kez operasyonel problem ticari probleme dönüşür.

Müşteriler kaybedilmeye başladığında satışlar düşer.

Kârlılık geriler.

Ve nihayet ticari problem finansal probleme dönüşür.

İşte o zaman üst yönetim problemi fark eder.

Ama artık zincirin en son halkasındasınız.

Finansal Sonuçlar Dikiz Aynasıdır

Türkiye’deki şirket yönetimlerinin önemli bir bölümünün temel hatası budur.

Şirketi finansal sonuçlardan yönetmeye çalışırlar.

Ciro nasıl?

Kâr ne kadar?

Tahsilatlar nasıl gidiyor?

Bunlar elbette sorulması gereken sorulardır.

Ama finansal göstergelerin önemli bir bölümü size geçmişte ne olduğunu anlatır.

Bir anlamda dikiz aynasıdır.

Siz dikiz aynasına bakarak otomobil kullanmaya çalışırsanız, önünüzdeki virajı göremezsiniz.

Her Boyutun Zamanı Farklıdır

İşin bir başka kritik tarafı daha vardır.

Bu dört boyutta yaptığınız işlerin sonuç verme süreleri aynı değildir.

Finansal kararların etkisini bazen birkaç ay veya bir takvim yılı içerisinde görebilirsiniz.

Ama güçlü müşteri ilişkileri ve ticari itibar oluşturmak yıllar alabilir.

Operasyonel mükemmellik oluşturmak, süreçleri standardize etmek ve kalite kültürünü oturtmak yine yıllara yayılan bir çalışmadır.

Organizasyon kültürü ise bunların hepsinden daha yavaştır.

Güven…

Adalet…

Liderlik…

Çalışan bağlılığı…

Bunlar bir eğitim programıyla oluşmaz.

Yıllarca aynı doğruların tekrar edilmesiyle kültüre dönüşür.

Ben güçlü bir kurum kültürü oluşturmayı en az beş yıllık bir yolculuk olarak görüyorum.

Yangın Söndüren Şirketler

Türkiye’deki şirketlerin önemli bir kısmının sürekli türbülans içerisinde olmasının nedeni de budur.

Problem organizasyonda başlar.

Kimse ilgilenmez.

Operasyonlara sıçrar.

Yine idare edilir.

Müşteriye ulaşır.

Satış etkilenmeye başlar.

En sonunda finansal sonuçlara yansır.

İşte o zaman herkes ayağa kalkar:

“Bir problemimiz var!”

Hayır.

O problem üç yıl önce vardı.

Siz şimdi fark ettiniz.

Ve böyle şirketlerde yönetim strateji üretmek yerine sürekli yangın söndürür.

Bir problem çözülür.

Başka bir problem çıkar.

O çözülür.

Üçüncüsü başlar.

Şirket sürekli türbülans içinde uçmaya devam eder.

Bazı Şirketler Sonunda Çakılır

Bir süre bu şekilde yaşayabilirsiniz.

Güçlü nakit rezervleriniz varsa…

Pazarınız büyüyorsa…

Rakipleriniz zayıfsa…

Hatalarınızı yıllarca finanse edebilirsiniz.

Ama dış koşullar değiştiğinde bütün yapısal problemler aynı anda görünür hâle gelir.

İşte bazı şirketlerin çok kısa sürede çöktüğünü düşünmemizin nedeni budur.

Aslında kısa sürede çökmezler.

Yıllarca içeriden çürürler.

Finansal sonuç yalnızca bu çürümenin görünür hâle geldiği son aşamadır.

Büyük Resmi Yönetmek

Gerçek yöneticilik bu nedenle yalnızca bütçe yönetmek değildir.

Şirketin dört boyutunu aynı anda görebilmektir.

Finansal sağlığı…

Ticari gücü…

Operasyonel kapasiteyi…

Organizasyonel sağlığı…

birbirleriyle ilişkileri içerisinde okuyabilmektir.

Birindeki küçük bir bozulmanın birkaç yıl sonra diğerlerinde ne yaratacağını öngörebilmektir.

İşte buna büyük resmi görmek diyoruz.

Son Söz

Sevgili şirket sahipleri ve yöneticiler;

Şirketinizi yalnızca finansal sonuçlardan yönetmeyin.

Çünkü finansal sonuç, hikâyenin son sayfasıdır.

O sayfada gördüğünüz rakamlar;

müşterilerinizin,

süreçlerinizin,

kalitenizin,

çalışanlarınızın

ve kurum kültürünüzün yıllardır yazdığı hikâyenin sonucudur.

Gerçek yönetim, sonuç ortaya çıktıktan sonra müdahale etmek değil; sonucu yaratan nedenleri yıllar öncesinden yönetebilmektir.

Finans, ticaret, operasyon ve organizasyon…

Bu dört boyuttan herhangi birini ihmal ettiğinizde, diğer üçünün de bedel ödemesi kaçınılmazdır.

Dengeli ve sağlıklı bir büyük resim kurmak, şirketinizi yangın söndüren bir organizasyondan geleceğini öngören bir yapıya dönüştürmek istiyorsanız, gelin birlikte çalışalım.

Çünkü şirketi gerçekten yönetmek, kasaya bakmak değil; kasadaki sonucu yaratan bütün sistemi görebilmektir.

About The Author